2
Mart
2015
Yorum Yok
GençlikİslamMakaleler
57 views Okunma

Yalnızlık

Yalnızlık

Biliyor musun ey nefsim yalnızlığın ne olduğunu? Hayır, senin arzuladığın gibi evde yalnız başına TV izlemeyi kastetmiyorum. İnsanların ve araçların gürültüsünden kaçıp yalnız başına bir yazlığa gitmeyi de söylemiyorum. Bu öyle bir ki düşünmesi bile ciğerleri parçalıyor. Anladın değil mi ey nefsim kimleri anlatmak istediğimi. Onların yalnızlığı gariptir. Onların yalnızlığı kabalıklar içinde bir gariptir. Onlar Allah Resulünün müjdelediği gariplerdir. Ey garipler müjdelerin en güzeli sizlere olsun!

Zindanda bir başına kalmak mı yalnızlığın acı gerçeği yoksa hastalıkları bir başına yüklenip zindan duvarlarını kendine arkadaş edinmek mi? Ya da sessiz çığlıkların hiç kimse tarafından işitilmemesi mi? Belki de en acısı derdini dert ortağıyla paylaşamamaktır. Eşinden, çocuklarından ve ihtiyar anne-babasından ayrı kalmanın acısını hangi kelime tarif edebilir bilmiyorum. Ancak yaşamak gerekli diye düşünüyorum.

Bir de diğer pencereden bakalım. Üç tane inci gibi kızlar yetiştiren bir anne. Yükünün ağırlığına ve bedenin zayıflığına inat imanın dağlar kadar olduğu bir şahsiyet. Eşi zindana götürülürken doğacak çocuğunu, iki yaşındaki ana kuzusunu ve tam sevilme çağındaki babasının çiçeğini düşünen ve onları teselli etme yolları arayan mazlum bir anne. İki yaşındaki bebeği baba diye ağladığında onu nasıl teselli etti dersiniz? Ya da siz olsanız ne derdiniz? Kendisi de teselliye muhtaç olan anne minik bebeğine ne söylesin ki. O gün babası için yıllarca ağlayan minik kız şimdi hafız olmuş ve anne-babasının iftihar vesilesi olmuş maşaallah. Babasını kendisinden koparanlara inat her üç incide babalarının yolunda gerektiği gibi yürümeye devam ediyorlar. Rabbim ayaklarını sabit kılsın.

Bunları dillendirmek kolay olduğu gibi yaşamak zordur. Geçen on – on iki yıl nasıl geçti dersiniz. Verilen röportajlardaki gibi kolay mı oldu. Belki anlatmak zor oldu ancak bizler on yıllık sıkıntının özetini on dakikada okuduk. Belki on dakika da ağladık, dua ettik ama hayatımıza devam ettik.

Başta söyledim ya ey zalim nefsim yalnızlığın en zoru onlarınki diye, hayır şimdi anladım en zor yalnızlık Allah’tan uzak yaşamaktır. Yusufilerin derdini dertlenememektir. Mahkûm ailelerini evlerimizde ağırlayamamaktır ya da bunu yapıyorsak hakkını verememektir. Unutma ey zalim nefis sende bir zamanlar yusufiydin yahut yakınların vardı Yusufi. En iyi sen anlamalısın ey nefis ellerinin bağlandığını ama aslında bağlanmadığını. Kıpırdayabildiğini ancak gerçekte kıpırdayamadığını, Yusuf’unun var olduğunu ancak ayda bir bunu yakinen hissedebildiğini. Bir ailenin olduğunu ancak onlara doya doya sarılamadığını, evlatlarını koklayamadığını, ellerinle onlara ufacık bir şeker alamadığını, evet bir zamanlar böyle olduğunu hatırla ey nefis. Unutmamacasına hatırla ki bu ümmet uyansın artık. Yusuflar elinden geleni yaptı artık iş onların varislerinde. Yusuf’un takvasına yakışan kardeşler olmak ümidi ve duasıyla…

 

DoğruGenç Haftanın Yazısı

Bir önceki yazımız olan İçimdeki Ateş başlıklı makalemizde aşk şiirleri, doğru genç ve doğru genç yazıları hakkında bilgiler verilmektedir.

[ Benzer Yazılar ]
  • Tv Ahlakının Bize Getirdikleri


    Ne zamandır yazmak isteyip de yazamadığım TV tehlikesini yazacağım. Ki bu alanda her yazar ve kalem sahibinin yazması gerektiğine inanıy[...]
  • Sevgi ve Saygı


    Sevgi ve saygı; insan olmanın, insanca yaşamanın iki temel kuralıdır. Bu temeller, toplum içindeki yaşamı düzenleyen ve kardeşçe yaş[...]
  • Dil mi yoksa Tarih mi

    Dil mi yoksa Tarih mi?


    Kudreti ve yüceliği ile her şeye kadir olan RABBİ Zülcelal’in adıyla… Bana bu yazıyı yazdırmaya vesile olan hocama teşekkür ederim[...]
  • Gafletten Uyanışa


    Fuat Mısır’daki katliamı protesto etmek ve ma- nevi olarak Müslüman kardeşlerinin yanında olduğunu göstermek için protestonun yapıla[...]
[ Ne Demişler ? ]