20
Mart
2017
Yorum Yok
GençlikGenelİslam
263 views Okunma

İslami Bakış Olarak İnanç ve Umut

İslamda Azim

Allah çeşitli vesilelerle,her zaman ve her yerde yanınızda olduğunu sık sık gösterir size yeter ki O`nu gönlünüzden hiçbir zaman çıkarmayın”.(Malcolm x)

 

İnsan ve nisyan kavramları  birbiri içerisine öyle bir yerleşmiş ki, bazen hakikat; güneş gibi apaçık ortada olduğu halde görmüyoruz, unutuyoruz ve unutmakla yetinmeyip ye`se düşüyoruz..

Acaba Allahın `korkmayın, üzülmeyin,ümitsizliğe kapılmayın eğer inanıyorsanız üstün gelecek olanlar sizlersiniz`ayetini unutmakla beraber,gönlümüzden bazı şeyleride mi çıkarıp atıyoruz farkında olmadan, bilmeden..

Evet bende farkındayım payımıza ölüm düştüğünden.Haberdarım acımasız uçaklardan, sığınak delici bombalardan, hedefini ıskalamayan kurşunlardan. Ve şuan içerisinde bulunduğumuz asrın bizim açımızdan ne kadar karanlık olduğunu da görüyorum. Bizim ile alakalı projelerinden de haberdarım. Bizi sevmediklerini ve düşmanlarımızın kardeş katline fetva verdiklerini de biliyorum. Bize tek seçenek olarak köleliği dayattıklarını da görüyorum. Ama tam bu esnada Bilge Kral Aliya`nın şu sözlerini hatırlıyorum: `Bizler ölüyoruz ama onlarda kazanmıyorlar.`   `Allaha yemin ederim ki köle olmayacağız”

Dedim ya çabuk unutuyoruz diye. Sonrasında tekrardan bizim ile alakalı haberleri gazetelerden okuyorum. Bununla da yetinmeyip birde radyolardan dinliyorum son gelişmeleri. Etrafımızın çepeçevre  kuşatıldığını , emperyalistlerin ve onların işbirlikçilerinin topraklarımıza dolduklarını ve işimizin çok zor olduğunu anlıyorum. Tam ümitsizliğe düşecekken bu kez Şehid Doktor Abdülaziz Rantisi`nin  şu şiiri ile irkilip kendime geliyorum:

 

`Haydi, kalk ayağa ve tarih yaz,çünkü

   Putların takipçileri kirletmiş bulunmaktadır tarihi

   Gayret et engelleri aşmaya

   Ta ki yol bulasın zirvelere ulaşmaya.`

 

Belki de acımızın büyüklüğündendir bilinmez. Myanmar`ı, Suriye`yi, Irak`ı, Afganistan`ı, Yemen`i, kanı akıtan çocuklarımızı,  namusu kirleten bacılarımızı, sakallarından tutulup diz çöktürülerek öldürülen  ağabeylerimizi, babalarımızı görünce tekrardan hüzne kapılıp,sıkıntıyla düşüncelere dalıyorum.

Bu sıkıntı ve hüzün anında, Çeçenistan’dan Yiğit Şamil Basayev şöyle sesleniyor bana:

 

Bir dava uğrunda ölünecek kadar değerli değil ise, uğrunda yaşanacak kadar da değerli değildir.”

 

Mekke`de işkencelere uğrayan, toplumdan dışlanan, şehid edilen, boykota uğratılan ve sonunda yurdundan çıkarılan peygamberin ashabı inanç ve umutlarını kaybetseydiler Allah onlara güzel günleri göstermeyecekti. Eğer işkence altında olup zulme uğrayan, Ammar, Bilal, Habbab hülasa ashap, istikbal için hayal kurmasa, ümitlerini muhafaza etmeseydiler ileride imparatorluklara son verecek bir devletin hayalini ve umudunu yüreklerinde taşımasaydılar, İslam tarihinden iftiharla,sevinçle okuduğumuz ve bildiğimiz o güzel manzaralarda olmayacaktı.

Kalkabilmek için öncelikle düşmek lazım, dirilebilmek için öncelikle ölümün şart olması gibi. İlk insandan bu yana değişmeyen bazı kural ve kaideler var, biz buna İslam literatüründe `Sünnetullah` diyoruz. Asrımızda yaşanan bu büyük problemler; savaşlar, yıkımlar, ölümler ve akıtılan Müslüman kanı dünyanın daha öncede karşılaştığı durumlar. Sadece biz günümüz Müslümanları bunların yeni yaşandığını zannediyoruz.

Lakin tüm bu olumsuzluklara rağmen yeni öğrendiğimi ve anladığımı kabul ettiğim bir şeyleri biliyorum artık.Bizi diğerlerinden ayıran ve üstün kılan inancımızın, ayetlerle desteklenen umudumuzun var olduğunu.Ve bu ikisini kaybedersek her şeyimizi kaybedeceğemizi…

İnanç ve umutla beslediğim hayallerimde şöyle bir şeyler tasavvur ediyorum: İslam ümmeti büyük ve haşmetli bir trenin içerisinde aslında. Bazı zamanlar lokomotif olmadığından hareket edemiyor bu tren. Ve çoğu zaman dış mihrakların oyunlarıyla, vagonlarda bulunan yolcular birbirlerine düşürülüyorlar. Hatta ölümler oluyor. Bazı vagonlar tek başlarına hiçbir şey ifade etmiyeceklerini anlamayarak ayrılmak istiyorlar. Hülasa problemleri çok bu trenin. Fakat zamanı gelince Allah’ın izni ve yardımıyla, Kur’an ve sünneti rehber kabul eden bazı mü’minler lokomotifte bulunan makinist koltuğuna oturuyorlar. Ve bu büyük tren, aziz yolcular mutluluk diyarındaki istasyona doğru yola çıkıyorlar. Bu arada unutmadan, trenin yola çıkmaması için elinden geleni yapan düşmanlarda malum hayvanın trene baktığı gibi bakıyorlar…

Çok mu hayalciyim?

Hayır hayır sadece bende bulunan, olması gereken `İnanç ve Umut.`

 

Muhammed Cıwan OKÇU | Söz Ve Kalem Dergisi

Bir önceki yazımız olan Dicle Nehri, ”SU” Ve Davama Anımsattıkları başlıklı makalemizde Dicle nehri, Dicle nehri makaleleri ve Dicle nehri şiiri hakkında bilgiler verilmektedir.

[ Benzer Yazılar ]
  • Namaz Nasıl Huşu İle Kılınır?


    Namazın beden ve kalb âhengi içinde kılınması zarûrîdir. Ancak böyle bir namaz mü’mini fahşâ ve münkerden koruyabilir. İBÂDETTE [...]
  • en güzel şiir

    En Güzel Şiir


    Gece yastığa koyulurken başlar, hayata ‘elveda’ ölüme ‘merhaba’ diyen… Sonra yeni güne gözlerini açtığında, bitmiş gecenin [...]
  • Kuyu Değil Çeşme Olmalısın


    Azizim, Bir önceki müzakeremizde seninle “dava”yı konuştuk. Dava’nın kendisine mensup olanları aziz edeceğini ama kendisine savaş a[...]
  • Kalbimizde Rabbimizi Görebilmek İçin


    Bildiğimiz üzere biz insanlar; ruh, nefis ve akıldan müteşekkil olup topraktan yaratılmış varlıklarız. Bu sebeple akıl yoluyla nefsimi[...]
[ Ne Demişler ? ]