28
Mart
2017
Yorum Yok
GençlikGenelİslam
38 views Okunma

Cihadtan Demokrasiye İman ve Küfür Savaşı

İslamda Demokrasi

Çağımızın popüler dini demokrasi bundan yarım yüzyıl önce komünizm meşhurdu popüler ve insanların kurtuluşu olarak görülürdü. Şimdilerde ise revaçta olan demokrasi, öyle bir şey ki doğduğu yere sanal bir huzur ihraç edildiği yere ise gerçek acılar katliam ve ölümler getirmiştir. Demokrasiyi Fransız düşünür çok güzel şekilde açıklıyor. Fransız düşünür Bernard-Henri Levy İhvan iktidara gelirse ‘demokrasi bunu istedi, demokrasi işlesin’ demem. Demokrasi seçimler değil, değerlerdir. Mısır ordusuna, iktidara gelmelerini engelleme çağrısı yaparım. Cezayir’de bunu yaptım, pişman da değilim“.

Demokrasi batının din ile verdiği savaş sonucu oluşan bir değerler bileşimidir ve uyuşturucudur, bilinen uyuşturucuların en büyüğü budur. Esrardan, eroinden, LSD’den daha zararlı bir uyuşturucudur, öyle ki kimse uyuşturulduğunun farkında değil ve çoğu mağdurları bunun yılmaz savunucudur. Levy’in dediği gibi demokrasi seçim değildir bir değerler toplamıdır. Bu değerler batının sömürü çarkının üstünü örten bir kılıftır. Batı bununla ülkeler yok eder, milyonlarca insan öldürür ve demokrasi bunu örter. Öyle ki Fransa’da ölen 12 kişi Irak’ta ölen 2 milyon insandan daha değerlidir. İki tarafta demokrasi değerleri sonucu öldü. Birine demokrasi götürüldü, diğeri ise demokratik hakkı olarak İslam peygamberine hakaret ettiler. Ama demokrasi değerdi sadece 12 Fransız için, 2 milyon Iraklı için ise sadece ölüm. Konumuz demokrasi değil öyle üstten ufak bir hatırlatma yapmak istedim. Asıl bize bakan tarafı İslam coğrafyasında Cihattan demokrasiye kadar birçok değer gördü. Demokrasi bir batı değeridir ve yaşam biçimidir ama cihat İslami bir değerdir ve Müslümanı zelil olmaktan çıkarır izzetli kılar. O yüzdendir ki batı için tehlikeli olan cihat ve şuurlu İslam kültür ve ahlakından haberdar olan yozlaşmamış Müslümandır. Yozlaşmamış ve İslam’ın bir yaşam ve hayatı anlamlandıran değer olduğunun farkında olan Müslüman her zaman küfrün hedefinde olmuştur, ister cihat etsin ister batı değeri olan seçimler ile başa gelsin isterse tekerlekli sandalyeye mahkum sadece başı hareket eden bir Müslüman olsun her zaman tehlikelidir ve ölmelidir ya da savaş sahasından çıkarılmalıdır. Müslümanlar daha önce demokratik olarak Cezayir’de yüzde seksen civarında oy aldı ve askeri darbe ile derdest edildi hakeza yakın zamanda Mısır’da da ihvan seçimleri kazanmasına rağmen askeri darbeye maruz kaldı ve sadece birkaç saat içinde dört bin Müslüman katledildi. Yine cihat eden Cezayirliler, Çeçenler, Afganlar, Iraklılar, Suriyeliler, Filistinliler de katledildiler. Ama kimi direk davasını Allah’a has kılarak kimi ise batı değerlerini de memnun etmek adına onları da kattı sonuç olarak ikisi de öldü. Ama tarih cihat eden Müslümanları hep altın harfler ile yazdı Ömer Muhtar’dan günümüze cihat edenler hep anıldı, demokrasi değeri ile yürüyenler ise eridi ve davası saptı gittiği yol bozuldu. Osmanlı’ya batılı değerler değdikçe eridi eridi ve yok oldu, batı değerleri hangi Müslüman ülkeye gitti ise eridi ve sömürü oldu. Ama cihat her zaman popülerite kattı ve izzetli kıldı. Osmanlı’dan sonra sürekli yenilgi ve umutsuzluk içinde olan İslam ümmeti ne zaman cihat bayrağını taşıdı o zaman bir umut ışığı doğdu. Dikkat edin 1960 yıllardan bu yana batı değerleri ile hareket eden Müslümanlara bakın birde cihat ile hareket eden Müslümanlara bakın aradaki farkı göreceksiniz, cihat eden Müslümanlar günümüzde dünyaya yön verebilecek kadar büyüdü ve bütün küfür onları yok etmek için tek yumruk oldu alçak maskeleri düştü. Batı değerleri içinde hareket edenler ise eridi ve kurdukları oluşumlar yozlaştı ve yolundan saptı batılı değerlerin peşinden tüy misali savruluyor.             

Biz Müslümanların düze çıkabilmesi ancak ve ancak batı değerlerini bırakıp İslam değerlerine sarılmamız ile olur. Bu din kimsenin babasının malı değil üzerine oynamalar ve hoşuna giden yönlerini alma ile izzeti bulamayız. Allah bunu açıkça RAD süresi 11. Ayette belirtiyor. ‘’… Şüphesiz ki bir kavim, kendini değiştirmedikçe; Allah da onları değiştirmez. Ve Allah, bir kavimin fenalığını dileyince; artık onun önüne geçilemez. Allah’tan başka onları koruyacak birisi de bulunmaz.’’ Bu değişim küfrün değerlerinden arınıp imanın değerlerine bürünmek ile olur. Mutlaka bu yolda bir çok hatalar, kazalar olacaktır. Tökezleyip düşeceğiz büyük yaralar alacağız ama samimiyetimizi koruyacağız ki Allah’ın yardımı ile karşılaşalım. Selam ve dua ile…

 

Ali AMMAR

Bir önceki yazımız olan Hüda Par Kimseye Kuyruk Olmadı! başlıklı makalemizde hüdapar, Hüdapar akp ve Hüdapar akp birlikteliği hakkında bilgiler verilmektedir.

[ Benzer Yazılar ]
  • Sabır Sır Diyarbakır’da Bir Sur


    Bir gün kimsesiz sokaklardan geçeriz belki ağır ağır Sakladığımız acıları harbe dönüştürdük hayatımız yakıcıdır Bu yaşta b[...]
  • Sıratı Müstakim

    Sıratı Müstakim


    Sırat-ı müstakim, istikamet yolu demektir. İstikamet için, “her türlü aşırılıktan uzak olan orta yol”, “dosdoğru yol”, “p[...]
  • Hadislerden Nasıl Ders Almalıyız

    Hadislerden Nasıl Ders Almalıyız?


    Yeryüzünde, kesinlikle inananlar için deliller vardır. Nefislerinizde de öyle. Hala inanmaz mısınız? ( Zariyat 20 – 21 ) Tüm kâinat e[...]
  • Bir Kutlu Doğum Sabahı


    BİR  KUTLU  DOĞUM  SABAHI (Şehid Sümeyye’ye ithafen) Bir Kutlu Doğum sabahı selam söyle Amed’e anne.. Tevhid bayrağımızı da alm[...]
[ Ne Demişler ? ]