27
Haziran
2016
Yorum Yok
AileGençlikGenelİslamMakaleler
Okunma

En Güzel Şiir

en güzel şiir

Gece yastığa koyulurken başlar, hayata ‘elveda’ ölüme ‘merhaba’ diyen… Sonra yeni güne gözlerini açtığında, bitmiş gecenin gelmiş sabahında, tüm ihtişamıyla dünyayı kaplayan güneşin doğup, işi bitince yavaş yavaş aydınlığını alıp çekip giderken, bize karanlığını bırakışını müşahede eden insanlık!

Her adımında, açan bir çiçeğin, öte yanda solup giden bir gülün, sararıp solan sonra şahlanıp renklenen yaprakların ahenkli uyumunu müşahede eden insanlık… Birbiri ardını kovalayan mevsimlerin, bir sonraki mevsime hazırlık yapışına şahit olan insanlığın hiç ölmeyecekmiş gibi yaşaması ne garip…

Şakaklara yağan karlar, yüzde beliren çizgiler, gözler altındaki mor halkalar ve yıllar yılı dost olduğu halde düşman kesilen aynalar şahit!

“Nasıl ki bu yaz ve güzün ahiri kıştır, öyle de gençlik yazı ve ihtiyarlık güzünün arkası kabir ve berzah kışıdır” diyor Üstad Bediüzzaman Asayı Musa eserinde. Her yerde hakikatler kulak çınlatırcasına haykırırken âmâ kesilen, “Dönüşünüz muhakkak ki Banadır” ayetinin muhataplarıyız bizler…

Evet, hiç şüphesiz yeryüzünde insanlığa sonsuz güzellikte nimetler bahşedilmiştir. Bunların arasında en güzel olanlarından bir tanesi de kuşkusuz gençlik nimetidir. Bu noktada çok ince bir çizgi var ki; çoğu zaman onu hatıra getirme noktasında gafiliz.

Her nimet aynı zamanda bir imtihandır! Tıpkı mal gibi, evlat gibi gençlik de hem nimet, hem de aşılması çok da kolay olmayan bir imtihandır. Mevcudat bir gün her şeyin yok olup biteceğine örneklik teşkil edecek bir şekilde dizayn edilmiştir. Buna göz kapayan, kulak tıkayan, ölümün hatırına gelmesine dahi tahammül edemeyen gençlik, bu hakikati görmezden gelmenin neticesinde hayatı sermayesini zir-u zeber etmeye mahkûm olur. Hâlbuki Üstad’ın dediği gibi yazın ve güzün ahirinin kış olduğu gibi gençlik ve ihtiyarlığın güzü de şüphesiz kabir ve berzahtır.

Dünyada verilen her nimet yok olmaya mahkûmdur! Baki olmayan bir dünyada, baki kalacakmış hiç bitmeyecekmiş gibi yaşamak, sefahate dalmak aslında Müslüman bir gencin başına gelebilecek en büyük felakettir. Tefekkür nazarıyla dünyaya bakmak, insanın hataya düşmesini engeller. Aksi durumda hayatın tamamına bir dar-ı eğlence gözüyle bakıp amaçsız gayesiz yaşayan insan, yavaş yavaş hataya meylederek o hatayı işlemeye başlar. Evvelde kalben bir pişmanlık duyup içi sızlasa da, sonradan yaptığı hatalar onun gözünde yapılmasında sakınca bulunmayan meşru bir hal alır.

Neredeyse her gencin maruz kaldığı bu tabloyla beraber, günah girdabında çırpınan bir gençlik ve dolayısıyla bir toplumun içerisinde buluveririz kendimizi. Ki Üstad da devamla şöyle söylüyor:

“Geçmiş zamanın elli sene evvelki hadisatı sinema ile hali hazırda gösterildiği gibi, gelecek zamanın elli sene sonraki istikbal hadisatını gösteren bir sinema bulunsa, ehli delalet ve sefahatin elli altmış sene sonraki vaziyetleri onlara gösterilse idi, şimdiki güldüklerine ve gayri meşru keyiflerine nefretler ve teellümlerle ağlayacaklardı.”

İşte bu muhteşem hakikat ve misal, aslında her şeyi açıklayıcı bir nitelik taşıyor. Sadece bir iki dakikalığına geçmişimize gidelim. Yaşadıklarımızı, hatalarımızı, günahlarımızı cüz-i bir şekilde zihnimizde canlandıralım. Sonra yaptığımız güzelliklerden ötürü yüzümüzde beliren tebessüm ile hatalarımızın zihnimizden geçiş esnasında içimize düşen teellümleri ve pişmanlıkları mukayese edelim. Geçmişi hatırlayabilmek bizler için hem nimet, hem imtihan, hem de çok güzel bir misaldir.

Üstad’ın da ifade ettiği gibi insan, geçmişini düşünebildiği gibi geleceğini düşünebilseydi ve yaşayacağı, işleyeceği günahları ve bunların sonucunda içine düşeceği vaziyetini görebilseydi, şuan fütursuzca attığı kahkahaları boğazına dizilecek, gülücükler hıçkırıklara dönüşecekti. Sonra işlediği gayrı meşru keyiflerinden nefret edecek, teellümlerle vaveyla edecekti. Aslında bakarsanız insanın istikbali hakkında fikir sahibi olamayışı dahi Allah`ın insana sunduğu başka bir nimet…
       
İşte bu hakikatler her daim zihinde canlı tutulmalı. Toplumun Adn Cennetleri’ne talip gençlere ihtiyacının olduğu unutulmamalı. Her genç, hayatını; toplum üzerinde hakkı olduğu bilinciyle yaşamalı ve sorumluluk sahibi olmalı.
        
Hülasa, ölüm fikriyatından uzak bir hayat insanı başıboşluğa ve günah işlemeye sevk eder! İnsan, her daim günah işlemeye temayül edebilecek bir şekilde hulk edilmiş aciz ve zayıf bir varlıktır. Şeytanın desise ve hilelerinden uzak kalabilmenin en kolay yolu budur. Zira Peygamber Efendimiz (SAV)’de bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur:

“Lezzetleri yok eden, ağız tadını bozan, ümitleri kıran ölümü çokça anın.”

Bunun yanı sıra Resulullah`ın her biri için `yıldızlar gibi` dediği ashabının, ölümü her daim hatırda tutmak adına yaptıkları fiiliyatlar ve gösterdikleri çaba hepimizin malumudur. Unutulmamalıdır ki; gençlik bu hakikatler ışığında şekil alırsa işte o zaman nimetin hakkı verilmiş olur. Bu hakikatler eşliğinde ikame edilen hayat, Allah (CC) ile rabıtanın güçlü kalmasına vesile olur.

Ölümü anmak, bu dar-ı faninin bir gün biteceğini her daim tefekkür etmek, aslında Allah`ı anmaktır! Bu ise dünya hayatını, maneviyat eşliğinde yaşanılır kılmak için insanoğlunun en büyük hazinesidir.

Şüphe yok ki; insanoğlunun var olduğu her devirde, Allah`ı anmak en güzel şiir olarak kalacaktır…

Amine Baran / Nisanur Dergisi – Mayıs 2016 (54. Sayı)

Bir önceki yazımız olan İttikaf Nasıl İhya Edilmeli başlıklı makalemizde ittikaf, ittikaf -ın faydaları ve ittikaf duası hakkında bilgiler verilmektedir.

[ Benzer Yazılar ]
  • Ailesi Hristiyan Olan Zahid Efendi


    Sami Efendi aşısı almış bir mühtedi; Zahid Barsamoğlu… Cildi zikirden yumuşamış. 93 yaşında ama yüzünde bir tane kırışıklık [...]
  • İslam Kardeşliği Nasıl Olmalı?


    İslâm kardeşliğinden maksat, sırf rahat zamanların dostluk ve yakınlığı değil, din kardeşinin zor gününde gösterilen yakınlık ve[...]
  • Hangi Tesettür?


      Niyet gerçekten Allah rızası ve cenneti kazanmak ise, Müslüman kadının rehberi Kur’an olmalıdır. Kendisine örnek alacağı ki[...]
  • Tv Ahlakının Bize Getirdikleri


    Ne zamandır yazmak isteyip de yazamadığım TV tehlikesini yazacağım. Ki bu alanda her yazar ve kalem sahibinin yazması gerektiğine inanıy[...]
[ Ne Demişler ? ]