4
Nisan
2015
Yorum Yok
İslamMakalelerOsman Nuri TopbaşSiyer
Okunma

Ehl-i Beyt Kimdir?

Ehli Beyt Kimdir

Peygamber Efendimizin: ”Ehl-i Beyt’imi de beni sevdiğiniz için sevin”  buyruğundaki övgüsüne mazhar olan Ehl-i Beyt kimdir? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi Ehl-i Beyt’i anlatıyor.

Ehl-i Beyt, bir evde yaşayan âile fertleri mânâsına gelir. Peygamber Efendimiz’in âile fertlerinin tamâmını ifâde etmektedir. Bu mânâda Ehl-i Beyt; Rasûl-i Ekrem Efendimiz ve âilesi, Ali, Câfer, Akîl, Abbâs ve âileleridir. Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e salât ü selâm getirmek nasıl bütün mü’minler üzerine bir vecîbe ise Ehl-i Beyt’e hürmet ve muhabbetle bağlı bulunmak da bütün müslümanların vazîfesidir.

EHL-İ BEYT’E ZEKÂT ALMAK HARAMDIR

Allâh Rasûlü’nün Ehl-i Beyt’ine zekât almak haramdır. Peygamber Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-, birgün Hazret-i Hasan’ın Beytülmâl’e âit zekât hurmasından bir tâne ağzına aldığını gördü. Hemen onu ağzından çıkarttırdı ve:

“–Muhammed âilesinin zekât yemediğini bilmiyor musun?” buyurdu. (Buhârî, Zekât, 57; Ahmed, I, 200)

Zeyd bin Erkam -radıyallâhu anh- şöyle demiştir:

“Birgün Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Mekke ile Medîne arasındaki Hum suyu başında ayağa kalkarak bize bir konuşma yaptı. Allâh’a hamd ü senâdan sonra bize nasîhatte bulundu. Sonra da şöyle buyurdu:

«–Ey insanlar! Ben de bir insanım. Yakında Rabbimin elçisi bana da gelecek ve ben onun dâvetine icâbet edip gideceğim. Size iki mühim şey bırakıyorum. Biri, insanı doğruya götüren bir rehber ve nûr olan Allâh’ın Kitâbı Kur’ân’dır. Ona yapışın ve sımsıkı sarılın!..»

Hazret-i Peygamber -aleyhissalâtü vesselâm- Kur’ân-ı Kerîm’e sarılma ve ona bağlanma konusunda tavsiyelerde bulundu. Sonra sözüne şöyle devâm etti:

«–Size bir de Ehl-i Beyt’imi bırakıyorum. Allâh’tan korkun da Ehl-i Beyt’ime saygılı davranın! Allâh’tan korkun ve Ehl-i Beyt’ime saygılı davranın!»

“–Peygamber’in Ehl-i Beyt’i kimdir yâ Zeyd!? Hanımları da Ehl-i Beyt’inden değil midir?” diye sorulunca Zeyd:

“–Hanımları da Ehl-i Beyt’indendir. Fakat O’nun asıl Ehl-i Beyt’i, kendisinden sonra da sadaka almaları harâm olanlardır.” dedi.

“–Sadaka almaları harâm olanlar kimlerdir?” diye soruldu.

“–Ali, Akîl, Câfer ve Abbâs’ın âileleridir.” dedi. (Müslim, Fedâilü’s-Sahâbe, 36)

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:

“Allâh’ı, nîmetleriyle perverde kıldığı için sevin. Beni de Allâh’ı sevdiğiniz için sevin. Ehl-i Beyt’imi de beni sevdiğiniz için sevin!” (Tirmizî, Menâkıb, 31/3789)

Yine birgün Peygamber Efendimiz, mübârek torunları Hasan ile Hüseyin’in ellerinden tutup şöyle buyurmuştur:

“Kim beni, bu ikisini, bunların baba ve analarını severse kıyâmet gününde benimle berâber olur.”(Tirmizî, Menâkıb, 20/3733)

Ashâb-ı kirâm Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yakınlarına büyük bir hürmet ve muhabbet beslerlerdi. Zîrâ seven, sevdiğine olan muhabbeti nisbetinde onun dostlarını, hizmetçilerini, yediği yemekleri, giydiği elbiseleri, kısacası onunla alâkası olan ve onu hatırlatan her şeyi sever. Muhabbet arttıkça mahbûbun çevresinde bulunan her şeye sirâyet eder.

İşte Allâh Rasûlü’nü canlarından daha çok seven sahâbe-i güzîn hazarâtı da Allâh Rasûlü’nün yakınlarından biri, bineğine bineceği zaman hemen üzengisini tutarlardı. Kıyâmet günü bütün akrabâlık bağlarının kesilip sâdece O’nunla bağı olanların devâm edeceğini bildiklerinden, Hazret-i Peygamber’in yakınlarından biriyle evlenerek O’nunla sıhriyet irtibâtı kurabilmeyi cân u gönülden arzu ederlerdi.

OSMANLI’DA EHL-İ BEYT SEVGİSİ

Allâh Rasûlü’nün pâk neslinden gelen insanlar, günümüzde İslâm âleminin değişik yerlerinde yaşamaktadırlar. Hüseyin -radıyallâhu anh-’ın neslinden gelenlere “Seyyid”, Hasan -radıyallâhu anh-’ın neslinden gelenlere de “Şerîf” denilmektedir. Osmanlılar, seyyidlere “emîr”, başlarına sardıkları yeşil sarığa da “emîr sarığı” derlerdi. Varlık Nûru’nun neslinden gelen kadınlar da başlarına yeşil bir alâmet takarlardı.

Osmanlılar, Ehl-i Beyt’e hizmeti kıymetli bir vazîfe saymış ve bunun için resmî bir makam ihdâs etmişlerdir. Osmanlı’da, Ehl-i Beyt’in işleriyle meşgûl olan bu resmî vazîfelilere Nakîbü’l-Eşrâfdenilmiştir. Nakîbü’l-Eşrâf, Peygamber Efendimiz’in neslinden seçilir ve Ehl-i Beyt’in her türlü işlerine bakar; neseblerini kaydeder, doğumlarını ve vefatlarını deftere geçirir, onların gelişigüzel mesleklere girmelerine mânî olur, fey ve ganîmetlerden kendilerine âit hisseleri alıp aralarında dağıtır, hanımların denkleri olmayan erkeklerle evlenmelerine müsâade etmezdi.

Nakîbü’l-Eşrâf, Peygamber evlâdının umûmî bir vâsîsi hükmünde olup gördüğü vazîfenin şerefinden dolayı en yüksek makamlardan birini ihrâz eder ve halîfeden sonra teşrîfâtta ikinci sırada yer alırdı. Pâdişah cülûslarında hükümdâra, önce Nakîbü’l-Eşrâf bey’at edip duâ eder, sonra diğer zevât bey’atte bulunurdu. Bayram tebriklerinde de öncelik Nakîbü’l-Eşrâf’a âitti. Her iki tebrikte de pâdişah, Nakîbü’l-Eşrâf için ayağa kalkardı.

Seyyid ve şerîflerin kânun ve âdetlere aykırı hareketleri olursa, İstanbul’dakiler Nakîbü’l-Eşrâf, taşradakiler ise kaymakamlar tarafından cezâya çarptırılırdı. Cezâlandırma sırasında, önce başındaki yeşil sarık alınarak öpülür; cezâ işlemi bittikten sonra tekrar iâde edilirdi.

KAYNAK: Osman Nuri TOPBAŞ, Hazret-i Muhammed Mustafa-1, Erkam Yayınları, İstanbul

Bir önceki yazımız olan Şehid Salim Fidancı | Hayatı ve Mücadelesi başlıklı makalemizde şehit hacı biçer ve şehit salim fidancı, şehit salim ve şehit salim fidancı hakkında bilgiler verilmektedir.

[ Benzer Yazılar ]
  • HASAN EL-BENNA’nın Hayatı


    17 Ekim 1906′da Misir’in Mahmudiye kentin de dogan Hasan el-Benna dini ve ilmi yönden köklü bir aileye mensuptur. Babasi hadis alimi idi. [...]
  • Hazır Cevaplar ve Nükteler


    Hazır Cevaplar ve Nükteler ; Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde, eşi: – Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başla-yınca, S[...]
  • Erkeğin Tesettürü Nedir

    Erkeğin Tesettürü Nedir?


    Erkeğin Tesettürü mü!? Evet kardeşim örtünmek sadece bayan kardeşlerimize has değil, unutmamalıyız ki Yusuf’u Hz. Yusuf yapan nefsin[...]
  • Li Ser El- Qaîde û Usameyê Kurê Laden


    Di Otombêla Gund De Civat Li Ser El- Qaîde û Usameyê Kurê Laden Li pêşya otombêla me civateke dî bi destpê kiribû. Ez nizanim ji çi [...]
[ Ne Demişler ? ]