3
Nisan
2015
Yorum Yok
İslamŞehadet
Okunma

Susanın İki Genç Muvahhiti: Şehid Salim ve Hüseyin

Şehit Salim ve Şehit Hüseyin

Susanıngülleri sitesinde, 26 Haziran 1992’de Diyarbakır’ın Silvan ilçesine bağlı Yolaç (Susa) köyü camisinde gerçekleşen katliamda şehid olan Salim ve Hüseyin Çetinkaya’yı konu alan bir makale yayınlandı.


Susanın İki Genç Muvahhiti: Şehid Salim ve Şehit Hüseyin

Yıl 1980 lerin sonu. Silvan’ın Susa köyünde iki muvahhit genç Allah’ın yardımıyla, İslami şuur ile şuurlanmış, gecelerini gündüzlerine katarak İslami çaba ve çalışma içerisine girmişlerdi. İhlaslı çalışmalarının sonucu olarak bir avuç genci İslami hareketin safına kazandırmışlardı. Bahsi geçen iki genç, şehit Salim ve şehit Hüseyin idiler.

Evet, Salim ile Hüseyin’in çabaları boşa gitmemiş, o şirin köyde nümunei imtisal küçücük bir cemaat yeşermeye başlamıştı. Bu gençler, öğrenmiş oldukları İslami kaide, kural ve prensipleri hemen pratiğe geçiriyorlar, İslam’ı en güzel bir şekilde yaşamaya ve efendimiz aleyhisselatu wesselam’ın sünnetini ihya etmeye çalışıyorlardı. Artık köyün kadınları İslami tesettüre bürünmeye ve gençler de camiyi doldurmaya başlamışlardı. Hemen her gün değişik evlerde sohbetler yapılıyor, çocuklara camide Kur’an dersi veriliyor ve köy nurani gençler ile şenleniyordu. Küçücük çocukların bile dilinden tekbirler ve İslami ezgiler eksik olmuyordu. Her akşam köylüler ne kadar yorgun olursa, olsunlar caminin yolunu tutuyor, akşam namazlarını da cemaatle kıldıktan sonra, yatsı namazına kadar camide Kur’an ve siyer dersi işliyorlardı. Gencecik köy imamı Abdülhaluk da Hüseyin ve arkadaşlarına elinden geldiğince yardımcı oluyor, onları emri bil maruf ve nehyi anil münker olan en hayırlı amellerinde yalnız bırakmıyor, bu hayırlı amelde onlara ortak oluyordu. Şehirde okul okuyan birkaç köylü genç te onlara katılmıştı. Bu yiğit ve fedakâr Müslümanlar İmam Humeyni, İmam Hasan El Benna, üstat Seyyid Kutup ve diğer çağdaş İslam âlimlerin kitaplarından beslenip, İslami tebliğ vazifelerini yerine getirmeye çalışıyorlardı.

Yıl 1992… Allah’a hakkıyla iman eden ve imanlarının gerektirdiklerini yaşamaya ve yaşatmaya çalışan bu aziz mü’minler elbette ki İslam düşmanlarının uykusunu kaçırmışlar, bölgede kendilerinin dışında hiç kimseye söz hakkı tanımayanları ciddi bir endişeye sevk etmişlerdi. Hüseyin ve yarenlerinin en bilinen özellikleri ihlas ve cesaretleriydi. Onların bu özellikleri tüm tehditleri boşa çıkartmış ve cami halkalarını her gün daha da genişletmişti. Bu arada kısa bir süre önce Salim ikamet ettiği Silvan’da şehadet kervanına katılmış, geride gözü yaşlı Susa yarenleri ve biricik dostu Hüseyin’i bırakmıştı. Salim’den sonra Susa gençleri daha da bilenmişler ve davalarına daha çok bağlanmışlardı.

Küfür ve nifak çetesi bu şuurlu Müslümanlardan kurtulmanın tek çaresi olarak toplu imha yoluna başvurma kararını alır. Tarih 25 Haziran 1992. Her gün olduğu gibi o gün de yorgun bir şekilde tarla işlerinden dönen mümin gençler, akşam ezanının okunmasıyla camiye yöneldiler. Meki ve Adnan iki üç haftadan beri okul arkadaşlarını görmedikleri için onlar da özlemlerini gidermek amacıyla o gün Silvan’a gitmişler, akşamleyin de köye dönüp cami sohbetine yetişmişlerdi. Sanki dava arkadaşlarını bir daha dünya gözüyle görmeyeceklerini hissetmişçesine, kardeşlerinden hatır istemeye gitmişlerdi. Ve cami yarenleri bir bir camiye koşmuş, namaz safına durmuşlardı.

Miraca durmuş nurdan melekler gibiydiler…Teslimiyet, ihlas ve takvanın doruğundaydılar, Şehadet mektebinde icazet alacaklardı bu gece… Kan zulme, ihanete ve küfre galip gelecekti bu gece…

Ve bu gece şehadet dostları muratlarına ereceklerken, geride hicran yürekli dostları, boynu bükük yetimleri ve çaresizleri bırakacaklardı. Bu ağır yaralar, hasret ve özlemler dinmeyecekti bir daha ve vuslat ahirete kalacaktı. Bu yürek yakan katliam ümmetin belleğinden bir daha hiç silinmeyecek ve Müslüman halkımız Yezitleri bir kez daha tanıyıp, lanetleyecekti.

Yatsı namazını da kıldıktan sonra hilekâr katiller asker elbiseleriyle camiye daldılar. Tüm ikazlara rağmen ayakkabılarıyla seccade ve halıları kirletip islamın mukaddesatlarına hakaret ettiler. Ve on dört mümini ellerini arkadan bağlayıp camiden çıkardılar.

“- Asker amca, benim de ellerimi bağlayın” diye masum bir ses işittiler geriden. Tüm olacaklardan habersiz, her şeyi bir oyun ve eğlenceden ibaret zannediyordu Muhammed Zeki… Ve onun da ellerini bağladı kurt ahlaklı katiller.

Hüseyin’i arkadaşlarından ayırıp caminin ön tarafına doğru sürüklerler. Karanlıktan beslenen bu çeteyi tanıyan Hüseyin onlarla gitmeyi reddeder ve direnmeye başlayıp tekbirler getirmeye başlar. Hüseyin’in tekbir getirmeye başlamasıyla kalleş namlular hem ona ve hem de yarenlerine döner ve kin kusar namlular… tam on şehit ve beş te yaralı. Rabbine rücu eder cami yarenleri. Ve şehadet kervanına katılır Susa gençleri.

Bu gençlerin suçu, ashabı kehf gibi Aziz ve Hamid olan Allah’a iman etmeleri ve imanlarının gereğini yerine getirmeleriydi. Aynı zamanda kıyamete dek ihlas ve takvalarıyla ve islama hizmet yolundaki fedakarlıklarıyla örnek ve nümunei imtisal olacaklardı.

Ya rabbi, bizleri bu kardeşlerimizin şefaatinden mahrum etme ve ahirette bizleri de bu salihlerle beraber haşr et. (Nihat Canpolat)

[ Benzer Yazılar ]
[ Ne Demişler ? ]


Yazılarda Arama Yap !
Instagram'da takip et !
    Kalbe Sığdırılan Kainat
    Kalbe Sığdırılan Kainat
  • Gönüller Fatihi Büyük Üstad'a
  • Bekle Beni
Twitter'da Takip Edin !

  • Google Plus Profilim
    Tavsiye Bağlantılar