27
Şubat
2014
Yorum Yok
İslamMakalelerŞehadet
Okunma

Selam Olsun Şehitlere

selam olsun şehitlere

Kış mevsiminin kendini tüm soğukluğuyla hissettirdiği Şubat ayında, şehit alfabesinden cümle seçmenin telaşındayım. Vurmak istiyorum bu ay yüreğimi şehitlerin sahiline… Öylesine çaresiz, öylesine eksik, öylesine yorgun düşlerim… Öylesine biçare, öylesine kırgın, öylesine mustaz’af yüreğim…

 

——————————————————————————————————————————————————————

Kış mevsiminin kendini tüm soğukluğuyla hissettirdiği Şubat ayında, şehit alfabesinden cümle seçmenin telaşındayım. Vurmak istiyorum bu ay yüreğimi şehitlerin sahiline… Öylesine çaresiz, öylesine eksik, öylesine yorgun düşlerim… Öylesine biçare, öylesine kırgın, öylesine mustaz’af yüreğim…

Birçok İslamî hareket önderinin şehit edildiği ve birçok yiğidin toprağa düştüğü ay! Şehitler kervanı, muhabbet dolu melekûti nidayla ruhumu ve kalbimi canlandırarak geçiyordu gözlerimin önünden…

Nasıl yazabilirdim izzeti, şerefi, özgürlüğü ve şehadeti? Duruşları bir mermiden daha şerefli ve dik yiğitlerin destanını? Secde suskunluğuyla kıyama duran ve seccadesini katlarken kardeşlerinin feryadına koşan yiğitlerin çağrısını?

Şubat soğuğu iyiden iyiye bedenimi titretiyorken, şehadet sıcaklığı sarıyordu naif bir esintiyle ruhumu. İçleri sıcacık eden, adananların, adanmışların ve toprağın altındaki dirilerle insanlığı dirilten şehadet ayının berraklığı ısıtıyordu yüreğimi… Şehadet kokuyor fecr, şehadet kokuyor ayaz ve şehadet kokuyor kâinat… Şehitler geçiyor gözlerimin önünden.

Karanlık ve soğuk geceler. Issız kaldırımlar… Kim bilir, belki bu soğuk gecede yine bir muştu düşecek toprağa. Kan dökülecek, topraklar yeşerecek. Suriye’de, Filistin’de, Mısır’da, Lübnan’da… Ümmetin tevhid ve özgürlük mücadelesini aydınlatanlar yıldız olacak bizlere. Lübnan’da siyonist israil’in aracına düzenlediği hava saldırısında şehadete uçan Abbas Musavi doğacak dünyaya. Said’ler dirilecek gülistanın bağrında. İstiklal mahkemeleri kurulacak, suçu şapka kanununa muhalefet olan İskilip’li Atıf Hocalar yeniden idam sehpalarında tarih yazacak. İslambuli’ler yine kılıçlara meydan okuyacak ve kanla yazacaklar âhde vefalarını. Tarih yazacak Şubat ayı. Kan akacak, güllerden şehitler doğacak.

Yaşamaya değil ölüme (ölümsüzlüğe) meftun nice güzide şehidin, istikameti cennet olan ayak izleri, yeryüzü coğrafyasını dolaşacak. Canlılığını hiç yitirmeyen bir seslenişle şehitlerin çağrısı yankılanacak gök kubbenin altında…

“Bu yolda ölmemiz şereftir!’’ diyerek Seyyid Kutup kana bulanacak. “Şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve tüm çağlara” diye haykıran Metin Yüksel şehit düşecek ve ardından binlerce Metin dirilecek cami avlusunda. Yürekleri ürpertecek yiğit Cevher Dudayev’in Kafkaslar’dan “Bizi öldürebilir, ezebilir, üstümüzde tanklarla dans edebilir, vücudumuzu parçalaya bilirler. Fakat bizim özgürlük ve bağımsızlık ruhumuzu asla yok edemezler”haykırışı imanımıza güç katacak…

“Gayemiz; Allah, önderimiz; Resulullah, rehberimiz; Kur’an, yolumuz; cihad, en büyük emelimiz; Allah yolunda şehitlik” ilkesiyle El-Benna’lar vurulacak Kahire sokaklarında ve yeşerecek Rabia meydanlarında. Şeyh Said’in, tarihe not düştüğü “Değersiz dallarda beni asmanıza pervam yoktur” mısraları ve bir özgürlük savaşçısı Malkolm X’in kararlı sesi duyulacak kıtalar ötesinden; “Eğer uğrunda ölmeye hazır değilseniz, ‘özgürlük’ kelimesini lügatinizden çıkarın!”

İnsanlık anlayacak ki; boş sloganizmin alıcısı yoktur ve insanlar fiiliyatsız edebiyatlar dinlemekten bıkmıştır. Ancak şehitlerin son çağrıları insanlığı cennete çağırmaktadır. İnsanların batınî kulakları ancak bu çağrılarla uyanacak ve firavunların tahtlarını zelzele gibi sarsan, halk kıyamlarını tetikleyen temel etken bu şehitlerin kanları ve şehadet aşkı olacaktır…

Şehitlerimiz maksada ulaştılar. Biz kaldık bu izbe diyarda! Biz kaldık bu yolun yarısında. Onlar beton yığınlarının arasında ruhsuz bir yaşama razı olurken; pörsümüş bir hayatı bırakıp, dipdiri bir yaşamı seçtiler. Çürütücü gafletten ve öldürücü sinmişlikten tereyağından kıl çeker gibi sıyrılıp, özgür kuşlar gibi şehadet ufkuna doğru kanat çırptılar…

Bütün bu güzellikleri âciz kalemimle satırlara dökme telaşını yaşarken; bir kısır döngü olan toplumun şu kınayıcı sözleri yaralar beyhude gönlümü ve sazın teli misali, değmeden ağlatır benliğimi: ‘Sen bayansın! Sen genç kızsın! Sen annesin!’

Onların lügatinde cinsiyet farkı engeldi (!) direniş tohumuyla yeşerip, şehadet şerbetini içmeye. Oysa aşk ve arzu, heyecan ve dava tutkusu değil miydi yürekleri kıyama kaldıran? Bizler şehitler kalesinin muhafızı olamaz mıydık? Gerçek yâre kavuşurken canını Kur’an’a siper edenler kervanına katılamaz mıydık?

İslam’ın ilk şehidesi Hz. Sümeyye ve zalim Firavun’un zulmüne isyan bayrağını dalgalandıran Hz. Asiye ‘şehide’ unvanıyla Rabbe koşarken; on altı lalenin içinde saklı olan al kırmızı gül, Ebu Gureyb`te esir Iraklı Fatıma bacının şehadetinden önce ümmete sitemli haykırışı… Şehide Zeyneb abu Salim’in feryadı… On yedisinde bir kıza yakışan elbiseler varken, şehadet kefenine aşkla sarılan şehide Esma’nın Zeynebî kıyamı aşkla direnişin ispatı değil mi?

Küçük şehidelerimiz Sümeyye ve Maşallah tarihin ‘izzet ve şeref’ sayfalarında vuslatın ardı sıra, satır satır şehadet aşkı tütsüleyen, içli ve hisli bir destan yazmadı mı? Kimileri dava gülleri Esma’lar gibi genç yaşta şehit oldu, kimileri yaşlı. Kimi Sümeyye`ler sevdası uğrunda, Muhammedî aşkla Resulullah (SAV)`ın yanında cihad ederek şehit oldu…

Onlar da anne, eş, genç kız ya da kız kardeştiler. O halde; ey kınayıcılar! Söyleyin! Onlara da mı düşmezdi karanlık çağda karanlıklara yumruk sıkmak? Bileklerine yakışmazdı çelik kelepçeler, ağır prangalar, tel örgüler… Sürgünler ve işkenceler…

Ey bizlere şehadet aşkını aşılayan şehideler! Siz bize genç kızların ve hanımların da şehit olabileceğini, şehadetin samimiyet meselesi olduğunu hatırlatırken, ‘şehit’ kelimesinin bir de müennesi olan ‘şehîde’ kavramının destanını yazdınız tarihin kirlenmiş sayfalarına…

Selam olsun, başlarını ilayı Kelimetullah uğrunda gözünü kırpmadan verenlere! Selam olsun ‘şehide’lere!

Şehide Koca / Nisanur Dergisi – Şubat 2014 (27. Sayı)

[ Benzer Yazılar ]
  • ders çalışma nasıl zevkli olur

    Ders Çalışma Nasıl Zevkli Hale Getirilir


    Yrd. Doç. Dr. Oktay Aydın, bir çocuğun ders çalışma istemesinin değil, istememesinin daha doğal olduğunu söyledi.   Yarıyıl tat[...]
  • Vahdet Ne Demektir?

    Vahdet Ne Demektir?


    Vahdet, birlik, beraberlik ve dayanışma içinde olmaya denir. Değişik ideoloji ve inançlara sahip olanların ortak noktalarda birleşmeleri,[...]
  • Gençler Unuttuk mu?


    Ne kadar kıymetlı olduğumuzu Allah ve Resulü katındaki değerimizi, İslam dinindeki varlığımızı ve hakkımızda inen ayetleri unuttukm[...]
  • Hz. Süleyman(a.s) ve Karınca


    Hz. Süleyman (a.s) ve Karınca…….(Kıssadan Hisse) … Bir gün Süleyman Peygamber (a.s) bir karıncaya bir yıllık yiyeceğin[...]
[ Ne Demişler ? ]


Yazılarda Arama Yap !
Instagram'da takip et !
    Kalbe Sığdırılan Kainat
    Kalbe Sığdırılan Kainat
  • Gönüller Fatihi Büyük Üstad'a
  • Bekle Beni
Twitter'da Takip Edin !

  • Google Plus Profilim
    Tavsiye Bağlantılar