1
Temmuz
2014
Yorum Yok
İslamMakaleler
Okunma

Risale-i Nur Işığında Ramazan’ın Hikmetleri

Risale-i Nur Işığında Ramazan’ın Hikmetleri

Gelişiyle müşerref ve mesrur olduğumuz bu mübarek ayın, kavurucu sıcaklara ve uzun yaz günlerine denk gelişi de biz Müslümanlar için ayrı bir imtihan. Ancak “Amellerin en faziletlisi en meşakkatli olanıdır” diyor Allah Resulü (SAV). Çünkü kişinin kulluk cevheri böylesi zamanlarda ortaya çıkıyor. Ve yine unutmayalım ki, ücretler çekilen zahmetlere göre verilir.


Merhametin, huzurun ve muhabbetin kalplere doluştuğu; dostluğun, kardeşliğin ve sevginin pekiştiği; paylaşma, dayanışma ve yardımlaşma gibi hasletlerin doruğa çıktığı; insani ve ahlaki erdemlerin daha kuvvetli bir şekilde hayata yansıdığı mübarek Ramazan-ı Şerif’e sayılı günler kala, kimimizi mutlu ve heyecanlı bir telaş sararken, kimimizi de bir tedirginlik kaplıyor gayri ihtiyari… 

Evet, gelişiyle müşerref ve mesrur olduğumuz bu mübarek ayın, kavurucu sıcaklara ve uzun yaz günlerine denk gelişi de biz Müslümanlar için ayrı bir imtihan. Ancak “Amellerin en faziletlisi en meşakkatli olanıdır” diyor Allah Resulü (SAV). Çünkü kişinin kulluk cevheri böylesi zamanlarda ortaya çıkıyor. Ve yine unutmayalım ki, ücretler çekilen zahmetlere göre verilir. 

Hem “Kim inanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan’ı ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır” müjdesinden sonra kalplerde tedirginlik ve ürküntü kalır mı dersiniz. Hele de bu meşakkatin sonunda cennet gibi büyük bir mükâfatın olduğu gerçeğini düşünürsek, gece kaim gündüz saim olarak kulluğumuzu göstermez miyiz Rabbimize? 

Ramazan-ı Şerif’in üzerinde titizlikle duran, onun hikmetiyle bütünleşen ve onun mahiyetini asrın idrakine sunan Üstad diyor ki: 

“Ramazan-ı Şerif’in sıyamı, Kur’an-ı Hâkim’in nüzulüne baktığı cihetle ve Ramazan-ı Şerif, Kur’an-ı Hâkim’in en mühim zaman-ı nüzulü olduğu cihetindeki çok hikmetlerinden birisi şudur ki: Kur’an-ı Hakîm, madem Şehr-i Ramazan’da nüzul etmiş. O Kur’an’ın zaman-ı nüzulünü istihzar ile, o semavî hitabı hüsn-ü istikbal etmek için Ramazan-ı Şerifte nefsin süfli ihtiyaçlarından ve boş hallerden sıyrılmak, yeme ve içmeyi terk ederek melekiyet vaziyetine benzemek ve bir şekilde o Kur’an’ı yeni nazil oluyor gibi okumak ve dinlemek ve ondaki hitabat-ı İlahiyeyi güya geldiği ân-ı nüzulünde dinlemek ve o hitabı Resul-i Ekrem (AS)’den işitiyor gibi dinlemek, belki Hazret-i Cebrail’den, belki Mütekellim-i Ezelî’den dinliyor gibi bir kudsî halete mazhar olur. Ve kendisi tercümanlık edip başkasına dinlettirmek Kur’an’ın hikmet-i nüzulünü bir derece göstermektir. 

Evet, Ramazan-ı Şerifte güya âlem-i İslâm bir mescid hükmüne geçiyor. Öyle bir mescid ki; milyonlarla hâfızlar, o mescid-i ekberin köşelerinde o Kur’an’ı, o hitab-ı semavîyi arzlılara işittiriyorlar. 

Ramazanın sıyamı, dünyada âhiret için ziraat ve ticaret etmeğe gelen nev’i insanın kazancına baktığı cihetteki çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Ramazan-ı Şerifte sevab-ı a’mal, bire bindir. Kur’an-ı Hâkim’in nass-ı hadîs ile her bir harfinin on sevabı var; on hasene sayılır, on meyve-i Cennet getirir. Evet, her bir harfi otuz bin bâki meyveler veren Kur’an-ı Hakîm, öyle bir nuranî şecere-i tûbâ hükmüne geçiyor ki; milyonlarla o bâki meyveleri, Ramazan-ı Şerif’te mü’minlere kazandırır. 

İşte Ramazan-ı Şerif neşvünema-i a’mal için, bahardaki mâh-i Nisandır. Saltanat-ı rububiyet-i İlahiyeye karşı ubudiyet-i beşeriyenin resm-i geçit yapmasına en parlak, kudsî bir bayram hükmündedir. Ve öyle olduğundan, yemek-içmek gibi nefsin gafletle hayvanî hacatına malayani ve hevaperestane müştehiyata girmemek için oruçla mükellef olmuş. Güya muvakkaten hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine veyahut âhiret ticaretine girdiği için, dünyevî hacatını muvakkaten bırakmakla, uhrevî bir adam ve tecessüden tezahür etmiş bir ruh vaziyetine girerek; savmı ile Samediyete bir nevi âyinedarlık etmektir. 

Evet, Ramazan-ı Şerif; bu fâni dünyada, fâni ömür içinde ve kısa bir hayatta bâki bir ömür ve uzun bir hayat-ı bâkiyeyi tazammun eder, kazandırır. 

Öyle ki, bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir… 

Öyle de: Ezel ve Ebed Sultanı olan yirmi sekiz bin âlemin Padişah-ı Zülcelal’i; o yirmi sekiz bin âleme bakan, teveccüh eden ferman-ı âlîşanı olan Kur’an-ı Hakîm’i Ramazan-ı Şerifte inzal eylemiş. Elbette o Ramazan, mahsus bir bayram-ı İlahî ve bir meşher-i Rabbanî ve bir meclis-i ruhanî hükmüne geçmek, mukteza-yı hikmettir. Madem Ramazan o bayramdır; elbette bir derece, süflî ve hayvanî meşguliyetlerden insanları çekmek için oruca emredilecek. Ve o orucun ekmeli ise, mide gibi bütün duyguları, gözü, kulağı, kalbi, hayali, fikri gibi insandaki maddi manevi organlara dahi bir nevi oruç tutturmaktır. Yani, haramdan ve faydasız boş şeylerden çekmek ve her birisini mahsus kulluğa sevk etmektir. 

Meselâ dilini yalandan, gıybetten ve galiz tabirlerden ayırmakla ona oruç tutturma ve o lisanı, tilavet-i Kur’an, zikir, tesbih, salavat ve istiğfar gibi şeylerle meşgul etmek… Meselâ gözünü nâmahreme bakmaktan ve kulağını fena şeyleri işitmekten men edip, gözünü ibrete, kulağını hak söz ve Kur’an dinlemeğe sarf etmek gibi, sair cihazata da bir nevi oruç tutturmaktır. Zaten mide en büyük bir fabrika olduğu için, oruç ile boş durursa, başka küçük tezgâhlar kolayca ona ittiba ettirilebilir. 

Ramazan-ı Şerif’in orucu, doğrudan doğruya nefsin mevhum rububiyetini kırmak ve aczini göstermekle ubudiyetini bildirmek cihetindeki hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Nefis Rabbini tanımak istemiyor, firavunâne kendi rububiyet istiyor. Ne kadar azablar çektirilse, o damar onda kalır. Fakat açlıkla o damarı kırılır. 

İşte Ramazan-ı Şerif’teki oruç doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir ve abd olduğunu bildirir. 

“Fırsatlar gökteki bulutlar gibidir gelip geçerler” diyor Hz. Ali (ra). O halde bizler de gelen bu rahmetli bulutun sağanak yağmurlarıyla ruhumuzu, kalbimizi, bedenimizi ve düşüncelerimizi kirden arındıralım. Öyle ki, imanımız sadece sözümüzü değil özümüzü de sarsın… 

Zehra Ayhan / Nisanur Dergisi – Haziran 2014 (31. Sayı)
 

[ Benzer Yazılar ]
[ Ne Demişler ? ]


Yazılarda Arama Yap !
Instagram'da takip et !
    Kalbe Sığdırılan Kainat
    Kalbe Sığdırılan Kainat
  • Gönüller Fatihi Büyük Üstad'a
  • Bekle Beni
Twitter'da Takip Edin !

  • Google Plus Profilim
    Tavsiye Bağlantılar