19
Şubat
2014
Yorum Yok
İslamMakalelerŞehadet
Okunma

Nasıl Bir Ölümle Ölmek İsterdiniz?

nasıl bir ölümle ölmek istersiniz
Türkiye’de Tevhidî düşünceye mensup Müslümanlar olarak epeydir Şubat ayını Şehadet ayı, Şehidleri anma ayı olarak ihya etmeye çalışıyoruz. Yazılar yazıyoruz, paneller yapıyoruz ve açık oturumlar düzenliyoruz. Konu şehadet olunca kendimize Kur’dan ve Sünnetten bolca destek buluyoruz, ayrıca elhamdülillah İslam tarihinin ilk günlerinden zamanımıza kadar örnek gösterilecek, hayat hikâyesi anlatılacak çokça şehidimiz de var. Sizlerin de şahid olduğu gibi bu etkinlikler oldukça canlı ve coşkulu geçiyor.
Türkiye’de Tevhidî düşünceye mensup Müslümanlar olarak epeydir Şubat ayını Şehadet ayı, Şehidleri anma ayı olarak ihya etmeye çalışıyoruz. Yazılar yazıyoruz, paneller yapıyoruz ve açık oturumlar düzenliyoruz. Konu şehadet olunca kendimize Kur’dan ve Sünnetten bolca destek buluyoruz, ayrıca elhamdülillah İslam tarihinin ilk günlerinden zamanımıza kadar örnek gösterilecek, hayat hikâyesi anlatılacak çokça şehidimiz de var. Sizlerin de şahid olduğu gibi bu etkinlikler oldukça canlı ve coşkulu geçiyor. Fakat samimiyetle belirtmeliyim ki, bir kaç yıldan bu yana şehadet hakkında yazarken ve konuşurken epeyce zorlanıyorum. Bir şeylerden kaçıyor gibiyim, bir şeylerin üzerini örter gibiyim, bunu okuyucular da biliyor, dinleyiciler de biliyor. Hepimizin içinde gizlediğimiz bazı sorularımız var, kalbimizin tam orta yerini sızlattığı halde, bir kurt gibi içimizi kemirdiği halde dışarıya vuramadığımız bir şeyler var, öyle değil mi? Yüreklerimizin derinlerindeki bu kahredici gerçeğe ya hiç dokunamadan geçiyoruz veya sonraya bırakıyoruz yahut yüzeysel bir şekilde hemen geçiştiriveriyoruz. Sözü hiç dolaştırmadan sonunda söyleyeceğimizi hemen başında söyleyelim: 

Size soruyorum, Allah için doğru cevap veriniz; 

Namaz kılmak için, Cuma namazını kılmak için bir camiye gittiniz ve namazı eda ediyorsunuz. Her zaman gittiğiniz cami, her zaman birlikte namaz kıldığınız Müslüman kardeşlerinizle birliktesiniz. Bir Müslüman olarak o anda yapılacak en faziletli amel ne ise onu yaptığınıza inanıyorsunuz, o anda yapabileceğiniz daha faziletli bir amel olmadığına inanıyorsunuz ve o yüzden oradasınız, namazınızı da hakkıyla eda etmeye çalışıyorsunuz. 

Siz böyle yapıyorsunuz ama bu arada aynen sizin gibi sakallı, cübbeli, sarıklı bir başka kişi de aynı camiye gelmiş, fakat onun belinde bombalar bağlı ve namaz esnasında bombaların pimini çekiyor ve sizi havaya uçuruyor, paramparça oluyorsunuz, caminin içi kan gölüne dönüyor. 

Ve bunu böyle yapan, sizinle birlikte kendisi de param parça olan o kişi böylece şehid olduğuna ve sizi de cehenneme gönderdiğine inanıyor… 

Söyleyin Allah aşkına, siz de onun gibi mi inanıyorsunuz, yani kendinizin cehenneme, böyle yapan o kişinin de cennete gideceğine inanıyor musunuz? 

Daha önceki yazılarımdan birinde dile getirmiştim, Kasas Sûresindeki şu olayı sohbetlerimde de çokça dile getirdim ve getiriyorum: 

”Musa, halkının farkında olmadığı bir sırada şehre girdi. Orada, biri kendi taraftarlarından olan, diğeri ise düşmanlarından olan iki adamı döğüşür halde buldu. Kendi taraftarlarından olan, düşmanlarından olan adama karşı ondan yardım istedi. Musa ona bir yumruk vurdu ve o da ölüverdi. ‘Bu Şeytan’ın işindendir, o apaçık saptırıcı bir düşmandır’ dedi. 

“Ey Rabbim! Ben kendime zulmettim, beni bağışla” dedi. Allah da onu bağışladı. Şüphesiz O bağışlayandır ve merhamet edendir. 

(Musa) “Rabbim! Bana verdiğin nimete şükür olarak asla suçlulara destek olmayacağım” dedi. (28/15-17) 

Görüldüğü üzere Musa Aleyhisselam’ın öldürdüğü kişi düşman bir kavimden, Firavun’un kavminden, İsrail oğullarına zulmeden, zalim bir kavimden. Üstelik yumruğu öldürme kastıyla da vurmuyor, kazara bir ölüm. 

Buna rağmen Rabbinden defalarca bağışlanma diliyor, bu yaptığı işin şeytanın amellerinden olduğunu söylüyor, kendisine zulmettiğini ifade ediyor, öylesine pişman oluyor. 

Şimdi düşünebiliyor musunuz? Beline bağladığı bombalarla kendisi gibi sakallı, sarıklı, cübbeli insanların Allah’ı zikrettiği ve O’na ibadet ettiği camiye girerek kendisiyle birlikte oradakileri havaya uçuruyor, Allah’ın evini kan gölüne çeviriyor veya benzer insanların toplandığı Pazar yerlerini, çarşıları, kalabalıkları aynı şekilde kan gölüne çeviriyor ve biraz sonra kendisinin şehid olup Peygamber Aleyhisselam ile birlikte olacağına, diğerlerinin de cehennemi boylayacağına inanıyor. 

Allah aşkına, şu insanlara anlatacağımız bir şeyler yok mu? Bu yolun şehadet yolu olmadığını, bu yolun felaket, hem de çok büyük bir felaket yolu olduğunu izah edecek birileri yok mu? 

Evet, bugün kimin gerçekten şehid olduğunu vahiy yolu ile bize haber verecek Resulümüz aramızda yok. 

“Müjdeler olsun ey Yasir ailesi!” diyenimiz yok, 

Hamza bin Abudulmuttalib ile Cafer bin Ebi Talib’in şehidlerin efendisidir” diye elimize kesin bir senet verenimiz yok. 

“Sa’d bin Muaz’ın cenazesine yetişmek için koşarken ayaklarının ucuna basarak gidişinin sebebini, meleklerden dolayı ayak basacak yer olmadığını söyleyen Resulümüz yok. 

Fakat Allah aşkına onun şehadet ölçüleri de mi yok, kimlerin şehid olabileceğine dair ilahi ölçüleri de mi yok elimizde? 

Şu manzaralardan dolayı içimiz kan ağlamalı, yüreğimiz yanıyor olmalı, yerimizde duramaz bir halde olmalı değil miyiz?. 

Hepimizin mi gözlerini öfke bürüdü, içimizde kimse kalmadı mı mezhep taassubu seline kapılmayan, hepimiz mi kendimizi kaybettik? 

Sizin hiç içinizden şöyle bir ses gelmiyor mu? 

Allah’ım ben asla Müslüman olduğunu iddia eden birileri tarafından öldürülmek istemiyorum, 

Kendim de aynı şekilde ben Müslüman’ım diyen birisini öldürmek istemiyorum, beni bundan muhafaza buyur! ” 

Söyleyin Allah aşkına! Kimin gibi ölmek isterdiniz, kimin gibi öldürülmek isterdiniz? 

Şeyh Ahmed Yasin gibi, Hasan el Benna gibi, Abdülkadir Molla gibi net ve berrak bir şekilde ölmek varken, “Allahu Ekber!” diye bağıran birisi tarafından mı öldürülmek isterdiniz? 

Mehmet Göktaş / İnzar Dergisi – Şubat 2014 (113. Sayı)

[ Benzer Yazılar ]
  • Neden Gülmüyorsun Yusufum

    Neden Gülmüyorsun Yusufum


    Neden Gülmüyorsun Yusuf’um Zindan ağır mı bastı yoksa Ananın gözyaşlarına mı üzülüyorsun Yoksa arkanda bıraktığın çocukları[...]
  • kardes_tercihi

    Kendimizi Hiç Hesaba Çekiyor muyuz?


    “Sevdiğiniz şeylerden infâk etmedikçe, aslâ birr’e (yani hayrın kemâline) erişemezsiniz. Her ne infâk ederseniz; şüphesiz Allah, o[...]
  • Selam Söyleyin Yasinime


    Ey Aminenin güzel kokan gülü. Bir şehit verdik adı Yasin Börü. Amed sokakları kana büründü. İzindeyiz ey Allahın Resulü.   Zalimle[...]
  • Bir Allah Dostunun Dünya Hayatına Bakışı


    İlâhî muhabbet deryâsına dalmış bir Hak âşığı olan Bâyezîd-i Bistamî -rahmetullahi aleyh-, gerçek zâhidlerin, dünyaya “kesbe[...]
[ Ne Demişler ? ]


Yazılarda Arama Yap !
Instagram'da takip et !
    Kalbe Sığdırılan Kainat
    Kalbe Sığdırılan Kainat
  • Gönüller Fatihi Büyük Üstad'a
  • Bekle Beni
Twitter'da Takip Edin !

  • Google Plus Profilim
    Tavsiye Bağlantılar