30
Haziran
2014
Yorum Yok
AileFıkıhİslamMakaleler
Okunma

Hangi Tesettür?

 

Hangi Tesettür

Niyet gerçekten Allah rızası ve cenneti kazanmak ise, Müslüman kadının rehberi Kur’an olmalıdır. Kendisine örnek alacağı kişiler Allah Resulünün ve sahabe-i kiramın hanımları olmalıdır.


İki genç kız… İkisi de daracık pantolon giymiş, biri üzerine kısa kollu bir tişört diğeri ise aslında uzun kollu olan ancak dirseklerine kadar katlayıp kısa kollu gibi duran bir gömlek giymiş. İkisinin de ellerinde cep telefonu, kulaklarında kulaklık, gülüşüp geziyorlar. Aralarındaki tek fark, birinin başında tepesi hörgüç olan bir başörtüsü(!) var. Başındaki o örtüden dolayı birine ‘başörtülü’ denilirken diğerine ‘açık’ deniliyor.

Dini kurallar çağdaşlaşma, sözde medeniyet ve moda uğruna yozlaştırıldı… Allah (CC) ve Resulü Müslüman kadının ne zaman, nerde ve nasıl davranacağını; nasıl giyineceğini şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklamışlardır. Müslümanın hayat kitabı Kur’an-ı Kerim’de Müslüman kadının tesettürü ile birçok ayet vardır. Nur Suresi’nin 31.ayeti, Müslüman kadının kimlere karşı ziynetini açabileceğini açıkladığı gibi, ayetin başı gözlere hâkim olmayı sonu yürüyüşünde vakarlı ve ölçülü olmayı vurgular. Ahzab Suresi’nin 59.ayetinde ise herhangi bir iş için evinden dışarı çıkan kadının mahremlerinin yanında giyindiğinden farklı olarak üzerine bir dış örtü alması gerektiğini belirtir.

Mahremi olmayan erkeklerle muhatap olan kadının, sadece birkaç tane saç telini kapatıp kolunu, bacağını, boynunu açması Allah’ın emrettiği tesettür değildir. Sorun sadece saç telleriyse; saçı kazıtıp, öylece gezmek caiz olmalıydı. Nefis insana kötülüğü emreder. Allah-u Teâlâ ise hayra ve huzura götürecek işler emreder. Nefsin isteklerini ve Allah’ın emirlerini beraber yapmaya çalışmak kişiyi hüsrana götürür.

“Hz. Aişe (R. Anha)’den rivayet edildiğine göre; bir gün Hz. Ebubekir (RA)’in kızı Esma ince bir elbise ile Allah Resulü’nün huzuruna girmişti. Resulullah (SAV) ondan yüz çevirdi ve şöyle buyurdu; ‘Ey Esma! Şüphesiz kadın erginlik çağına ulaşınca, onun şu ve şu yerlerinden başkasının görünmesi uygun değildir.’ Hz. Peygamber bunu söylerken yüzüne ve avuçlarına işaret etmişti.” (Ebu Davûd)

Yine “başında, saçını gösterecek şekilde ince bir başörtüsü ile Hz. Âişe’nin huzuruna hanım sahabelerden biri girdi. Hz. Âişe başından örtüsünü alarak ikiye katladı, kalınlaştırdı.” (Muvatta)

Dihye el Kelbi’nin rivayet ettiği husus da bu konuda Resulullah’ın hassasiyetini gösterir. Şöyle der Dihye (RA); Resulullah (AS)’a, beyaz renkli ve ince olan kumaşlar getirilmişti. Bana ondan bir kupon verdi ve “Bunu ikiye böl, bir parçayı kendine kamis yap, diğerini hanımına ver. Bununla kendine bürgü yapsın” buyurdular. Sonra “Hanımına söyle, bunun altına bir astar koysun da bedenini vasfetmesin” dedi. (Ebu Davud)

Niyet gerçekten Allah rızası ve cenneti kazanmak ise, Müslüman kadının rehberi Kur’an olmalıdır. Kendisine örnek alacağı kişiler Allah Resulünün ve sahabe-i kiramın hanımları olmalıdır.

Safiyye binti Şeybe şöyle anlatır. “Biz Âişe ile birlikte idik. Kureyş kadınlarından ve onların üstünlüklerinden söz ettik. Hz. Âîşe; ‘Şüphesiz Kureyş kadınlarının birtakım üstünlükleri vardır. Ancak ben, Allah’a yemin olsun ki, Allah’ın kitabını daha çok tasdik eden ve bu kitaba daha kuvvetle inanan ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim. Nitekim Nur Suresi’nin 31.ayeti inince, onların erkekleri bu ayetleri okuyarak eve döndüler. Bu erkekler eşlerine, kızlarına, kız kardeş ve hısımlarına bunları okudular. Bu kadınlardan her biri etek kumaşlarından, Allah’ın kitabını tasdik ve ona iman ederek başörtüsü hazırladılar. Ertesi sabah, Hz. Peygamberin arkasında başörtüleriyle sabah namazına durdular’ dedi.” (Buhari)

Yine Ümmü Seleme (r.anha) anlatıyor: “Cenab-ı Hakkın Ahzab Suresi 59.ayeti indiği zaman Ensar kadınları başlarında (siyah) örtüden kargalar taşıyor oldukları halde dışarı çıkarlardı.” (Ebu Davud)

Müslüman kadınlar daha ne kadar bu ayet ve hadisleri duymazdan gelecekler ya da kendilerine uymayan kısımlarını atlayıp heva ve heveslerine uyan kısımlarla amel edecekler? Bu kadınların velisi olan babaları, erkek kardeşleri, eşleri daha ne zamana kadar bu tutumlarını görmezden gelecekler.

“Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’min kadınlara söyle…” hitabı özelde Resulullah’a olsa da genelde tüm Müslümanlara değil midir?

Halk arasında anlatılanlara göre; Nasrettin Hoca’nın leyleğin gagasından, bacağından ve kanatlarından kesip “şimdi kuşa benzedin” demesi gibi, günümüz insanı da birçok dini hükmün yanında tesettürü de alttan üstten kırpa kırpa bir şeylere benzetmeye çalıştı. Ama leylek nasıl ki hiçbir şeye benzeyemediyse günümüz tesettürü de benzeyemedi. Diz altı veya biraz daha aşağısı olan eteklerle, kısa kollu üstlerle ve daracık pantolonlarla gezmekten çekinmeyen başörtülü kadınların halini Resulullah görseydi, ‘tesettürlü’ der miydi?

Resulullah (SAV) şöyle buyurdu; Ateşlik iki sınıf insan ki ben onları henüz görmedim. Yanlarında sığırkuyruğu gibi kamçılar olup insanları onlarla döven topluluk ve biri de bir takım kadınlar topluluğudur ki bunlar giyinik, çıplaktırlar. Görenleri yoldan saptıran ve kendileri de haktan sapanlardır. Başları deve hörgücü gibi olacaktır. Bunlar cennete giremeyecekler, kokusu şu kadar -yürüme mesafesi- mesafeden alındığı halde cennetin kokusunu alamayacaklardır.” (Müslim)

Resulullah (SAV) görmedi ancak, etrafımızı sarıp gün geçtikçe de çoğalan kişiler bunlar olsa gerek. Ne yaman çelişkidir ki; cennete girmek için Allah’ın başörtü emrini yerine getireyim derken, öyle bir şekle girdiler ki; değil cennete girmek kokusunu dahi alamayacaklar. Giyinik çıplaklar ile başları deve hörgüçlü başörtülüler. Müslüman kadının başını açtıramayacaklarını anlayan İslam düşmanlarının çok sinsi bir oyunu… Ve bu oyunu zevkle oynayan hanımlar. Hocası da var, öğrencisi de… Din adamı eşi de var, herhangi birinin eşi de… Okumuşu da cahili de var… Artık her kesimden ‘deve hörgüçlü başörtülüler’ var.

Keşke bu şekilde örtünenler, başlarındaki o örtüyü açsalar da ‘memleket toprağında Allah ve Resulü’nün emrettiği şekilde kaç tane tesettürlü olduğunu anlayabilseydik’ diyesi geliyor insanın. Belki Resulullah’ın hadisini duymamışlardır diye uyarıyoruz kişileri. Çok azı yapmayacaklarını söylerken, bir kısmı sadece susuyor. Birçoğu ise başörtüsünün böyle daha güzel durduğunu, filanca filancanın da böyle yaptığını söylüyor.

Nefsini ilah edineni görmedin mi?” (Furkan / 43) Ayeti geliyor insanın aklına ve bir kat daha üzüntüsü artıyor. Nefsin hoşuna gidiyor, peki ya Rabbin hoşnutluğu ne olacak? Hâsılı kelam tesettürün bu hallere düşürülmesi, kanayan bir yaradır memleket toprağımızda.

Herkesin isteği cennete girmektir ancak “cennet ucuz; cehennem de lüzumsuz değildir”.

Rana Çeçen / Nisanur Dergisi – Haziran 2014 (31. Sayı)

[ Benzer Yazılar ]
[ Ne Demişler ? ]


Yazılarda Arama Yap !
Instagram'da takip et !
    Kalbe Sığdırılan Kainat
    Kalbe Sığdırılan Kainat
  • Gönüller Fatihi Büyük Üstad'a
  • Bekle Beni
Twitter'da Takip Edin !

  • Google Plus Profilim
    Tavsiye Bağlantılar