2
Temmuz
2016
Yorum Yok
GenelİhsanİslamMakaleler
Okunma

İslam Hukukuna Giriş

İslam Hukukuna Giriş

Hamd hakkı batıldan tefrik etmek için Furkan’ı gönderen Allah’a (c.c)mahsustur. Salat ve selam efendimiz Hz Muhammed (s.a.v)’e onun ehline ve ashabına olsun.

Allah (c.c) her kavme hidayet bulmaları, yeryüzünü ihya ve imar edip düzene koymaları için kitaplar ve peygamberler göndermiştir. Bu amaca binaen insanlığın kıyamet öncesindeki son perdesinde bizlere Hz Muhammed (s.a.v) aracılığıyla Kuranı Kerim’i göndermiştir. Bu; son, genel ve evrensel niteliğe sahip çağrı ile Allah insanların uymaları gereken ahlaki ve ibadi esasları ile birlikte aynı zamanda birey – birey, birey – toplum ve birey – devlet arasındaki ilişkilerde uyulması zorunlu olan kuralları ve kaideleri, bir hukuk sistemi olarak göndermiştir.

İnsanı yaratan, onun biyolojik ve manevi sırlarına hakım olan, yeryüzünü ve gökyüzünü içinde barındırdıkları tüm unsurlarıyla birlikte yaratıp düzene koyan ve evrende hikmetle rari olan sebep – sonuç alemin’e hâkim olan Allah, bu çağrı ile insan hayatının, ibadet ve muamelat sahasına ilişkin olarak hukuk kuralları vadederek insanlık alemi için bir düzen irade buyurmuştur.

Sözünü ettiğimiz düzenin bir parçası olarak İslam hukukunu mükemmel kılan; Allah’ın doğada, evrende insanı biyolojik ve manevi yapısında fiili bir vahiy olarak yaratıp fıtrat ile peygamberleri aracılığıyla inzal buyurduğu kavli vahiy(kitap) arasındaki uyum ve tam bağlılıktır. Zira İslam hukuku, bir açıdan yukarda söz ettiğimiz uyum ve bağlılığın birey ve toplum, ibadet ve muamelat sahasına tezahürüdür. Bununla beraber İslam medeniyetinin asli bir unsuru olarak İslam hukuku;  yaşamanın kaynağı olarak Allah ve Resulü’nün görmesi, sahip olduğu insan telakkisi, bünyesinde barındırdığı sosyal kurumlar ve tesis ettiği sosyal adalet, buna paralel olarak adalet temelli yönetim ve idare anlayışı, insanların dengeli bir gelişim sağlaması için ortaya koyduğu ekonomi ve mülkiyet algısı ile insanlığı 21.yy içine düştüğü buhrandan kurtaracak bir reçetedir.

Ne var ki, geçtiğimiz son birkaç asırdır İslam hukukunun kıymeti Müslümanlar tarafından hakkıyla takdir edilmemiş, İslam düşmanları tarafından is çağ dışı, günün ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak ve eksik bir hukuk sistemi olduğu propagandası İslam toplumunda taban bulmuş, netice itibariyle Müslümanlarda kendi hukuk sistemine karşı bir güvensizlik oluşmuştur. Tanzimat ve Islahat fermanlarının ilan edilmesi ile başlayan ve hukuk alanında batının taklit edilmesi devam eden süreç aslında bizim değerlerimize ve hukuk sistemimize karşı içine düştüğümüz güven bunalımının somut bir yansımasıdır.

Bugün hukuk fakültelerinde hukukun bir sistem olarak Romalılar tarafından tedvin edildiği anlatılır ve adeta İslam hukuku yok sayılarak, İslam’ın ortaya çıktığı asırda Avrupa’daki kanunlaştırma hareketlerinin başladığı 15.yy’a atlanır ve günümüz hukuk sistemlerinin son birkaç asır içinde Avrupalı hukukçular tarafından genişletilerek son halinin verildiği anlatılır. Yaklaşık olarak aradan geçen 13 asır boyunca İslam toplumlarında nasıl bir hukuk sistemi var olduğu, hangi gelişme süreçlerinden geçtiği, buna ilişkin kimler tarafından hangi çalışmaların yapıldığı hakkında ise bir şey söylenmez. Zira asıl amaç, Müslümanlar olarak bugün içinde bulunduğumuz buhranlı ortam fırsat bilerek bize ve yeni nesillere İslam hukukunun unutturulmasıdır. Obskürantizm dediğimiz, Müslümanların içinde bulunduğu en büyük sorunlardan biri bu olsa gerek.

Hâlbuki sosyolojik bir gerçeklilik olarak, buhranlı dönemlerde sahip olunan kimliğin asli unsurlarına sıkı sıkıya bağlılık ve bu değerlere karşı güven içerisinde olma durumu kişileri müntesibi oldukları kimliğin içinde tutar. Tersi bir durum ise, kişileri şahsiyetsiz, toplumları değersiz ve devletleri emperyal oyunlara alet olma sürecine dönüştürür.

Sözünü ettiğimiz süreci yaşadığımız aşikârdır. Bu sürecin Müslümanların lehine dönmesini ise özellikle gençler olarak bizlerin kütüphanelerin tozlu raflarında temaşayı bekleyen İslam hukuku kitaplarını araştırıp okumamız sağlayacaktır. Zira kabul etmemiz gerekir ki sevmek ve inanmak arif olmayı gerektirir. Örneğin İmam Muhammed’in çağdaşı olan Avrupalı meşhur Kral Şarlmen’in hukuka ilişkin yazdığı kitabı 40 sayfayı geçmezken, İmam Muhammed’in aynı konuda yazdığı kitabın yaklaşık 600 sayfa olduğunu duyunca şaşıracaksınız. Ya da hukuku ne kadar içselleştirdiğimize bir örnek olarak İmam Serahsi’nin 15 yıl hapis yatmak üzere atıldığı kuyunun dibinde muhteva olarak yaklaşık 40 cilt olan 4 tane hukuk kitabını yanında hiçbir kaynak olmadan yazdığını duyunca hayretlerinizi gizleyemeyeceksiniz. Daha da büyük bir tarihi gerçekliği Muhammed Hamidullah hocamızın dilinden okuyalım “ İslam’dan önce hukuk ilminin olmadığını duymaktan hayrete düşmeyiniz. Evet, gerçekten İslam’dan önce hukuk ilmi mevcut değildi. Çinlilerin, Babillilerin, Hinduların, Yunanların,  Romalıların ve diğer toplumların sadece kanunları vardı. İnsanlar hareket alanlarının kurallarına dair teorik bir hukuk ilimleri yoktu. Hukuk ilmi; kanunun kaynakları, hukukun felsefesi ve gayesi, yaşama metotları, yorumlamam ve uygulama gibi konuları ele alır. Dünyada bu konuda yazılmış en eski eser İmam Şafii’nin Risale adlı eseridir.”

Burada amacım İslam hukukunu tarif etmek veya diğer hukuk sistemleri ile mukayese etmek değildir.  Birkaç hususu vurgulayarak bu konuda giriş mahiyetinde bir farkındalık yaratıp, İslam hukukunu sevdirmek ve ilgilenenlere yeni bir kapı açmak niyetindeyim.

Son olarak; cüzi iradeyi müstakim kılarak ilahi vahye sığınır, her şeyi en iyi bilen Allah’tır deriz.

Selam ve dua ile…

Muhammed ENES – Sözvekalem

[ Benzer Yazılar ]
  • hiçlik dersi

    Nasreddin Hoca’dan “Hiç” Olma Dersi


    Hoca’ya sorarlar: -“Kimsin?” Hoca da ”hiç” cevabını verir. “Hiç kimseyim” diyerek cevabı tekrarlar. Adamın kendisini önemsem[...]
  • Dil mi yoksa Tarih mi

    Dil mi yoksa Tarih mi?


    Kudreti ve yüceliği ile her şeye kadir olan RABBİ Zülcelal’in adıyla… Bana bu yazıyı yazdırmaya vesile olan hocama teşekkür ederim[...]
  • sevgi ve saygı

    Sevgi ve Saygı


    Sevgi ve saygı; insan olmanın, insanca yaşamanın iki temel kuralıdır. Bu temeller, toplum içindeki yaşamı düzenleyen ve kardeşçe yaş[...]
  • İbadet , Hicret , Cihad , Şehadet

    Ömür : İbadet , Hicret , Cihad , Şehadet


    Filistin’in gerçekten unutulmaz isimlerinden olan Şeyh Ahmed Yasin, bundan 12 yıl evvel, 22 Mart 2004’te Filistin’de İsrail tarafında[...]
[ Ne Demişler ? ]


Yazılarda Arama Yap !
Instagram'da takip et !
    Kalbe Sığdırılan Kainat
    Kalbe Sığdırılan Kainat
  • Gönüller Fatihi Büyük Üstad'a
  • Bekle Beni
Twitter'da Takip Edin !

  • Google Plus Profilim
    Tavsiye Bağlantılar