26
Ocak
2014
Yorum Yok
İslamMakaleler
Okunma

İki Sait İnsan

İki Sait insan

Sarığını başından boğazına doğru sarıp oradan da omuzlarına sarkıtan kartal bakışlı, çatık kaşlı adam, üzerine oturduğu kırık ve küçük tahta banktan kalkmadan etrafındaki dağları, tepeleri süzüyordu. Dalgındı. Düşünceliydi. Bir ucu tahta bankın demirine, diğer ucu sol el bileğine takılı çelik kelepçeyi …

——————————————————————————————————————————————————————

Sarığını başından boğazına doğru sarıp oradan da omuzlarına sarkıtan kartal bakışlı, çatık kaşlı adam, üzerine oturduğu kırık ve küçük tahta banktan kalkmadan etrafındaki dağları, tepeleri süzüyordu. Dalgındı. Düşünceliydi. Bir ucu tahta bankın demirine, diğer ucu sol el bileğine takılı çelik kelepçeyi, iki yanında put gibi duran yorgun tavırlı, eski püskü üniformalı, tüfeklerinin süngüleri paslanmış iki askeri unutmuştu. Bazen aniden yüzü güzel bir tebessümle aydınlanıyor, dudaklarından soluk alıp verir gibi ‘Süphanallah!’ kelimeleri dökülüyor, sonra yine dalıyordu.

Burası iki sarp dağın ortasındaki küçük bir vadide kurulmuş ıssız ve adeta unutulmuş bir tren istasyonuydu. Askerlerin ortasında oturan ve derin bir tefekkürün içinde kaybolmuş adam, bir tutukluydu. Sürgünde yaşadığı bir kasabadan ülkenin kuş geçmez, kervan uğramaz başka bir nahiyesine, yani yeni sürgün yerine götürülüyordu. Sarığının kenarlarından uçları çıkmış uzun saçlarına kır düşmüştü. Elli-elli beş yaşlarında gözüküyordu. Aç ve hastaydı. Belli ki günlerdir rahatlık ve toklukla tanışmamıştı. Oradan gelip geçenler doğulu, Kürdistanlı din bilginlerinin kıyafetleri içindeki bu adama acıma, saygı ve korku dolu bir ürkeklikle bakıyorlardı.

Doğulu tutsak âlim, uzaktan duyulan tiz tren düdüğüyle kendine geldi. Gözlerini raylara, tren sesinin duyulduğu tarafa dikti. Az sonra bir yük katarı ufak istasyona giriş yaptı. Katarın vagonları tahtadandı ve çoğu ya penceresiz ya da demir parmaklıklarla kaplanmış delik gibi pencerelere sahipti. Havalandırmaya yarayan, vagonların içlerini aydınlatmaya yetmeyen bir tür hapishane penceresi… Bu vagonlar hayvan sürülerini, tarımsal ürünleri taşımada kullanılıyordu.

Tutsak âlim ilgisizce başını başka yöne çevirdi. Yük vagonları onun ilgisini çekmemişti. Ama ilgisizliği çok kısa sürdü. Bu yük vagonlarının birinden birkaç çocuk ağlaması yükselmişti. Âlim hemen o tarafa baktı. Çocuk ağlamaları çoğalmıştı. Açlık ve susuzluktan şikâyet ediyorlardı çocuklar. Hem de Kürtçe… Ülkenin öbür ucunda, batı illerinin ücra bir köşesinde bir yük vagonunda Kürtçe ağlaşan çocuklar…

Çocukların ağlaması üzerine nerden çıktıkları belli olmayan bir düzine asker o tarafa koştu. Askerler tüfeklerinin dipçikleriyle tahta vagona vurup tehdit edici haykırışlarla çocukları susturmaya çalıştılar. Askerlerin haşin davranışları çocuklardaki paniği daha da artırdı. Sonunda vagon kapısını açmak zorunda kaldılar. On beş yaşlarında, pejmurde kîyafetli, soluk yüzlü bir gencin başı kapıdan uzandı. Askerlere bir şeyler söyledi. Askerler homurdana homurdana geri çekildiler. Askerlere talimatlar veren bir subay elleriyle küçük istasyondaki bir pınarı gösterdi.

Otuz kadar insan vagondan inip pınara doğru yöneldi. Hemen hepsi kadın ve çocuktu. Erkek olarak en yaşlıları az önce başını vagondan çıkaran gençti. O kadar hazin bir halleri vardı ki insanın içinin parçalanmaması mümkün değildi. Herkes üzüntüyle onlara bakıyordu. Onlara kaba davranmaya çalışan askerler bile… Çocuklar yarı çıplaktılar. Açlıktan yüzleri sararmış, ağlaşıp duruyorlardı. Hele kadınlar… İffetleriyle meşhur Müslüman Kürt kadınları… Yırtık çarşafları içinde büzülmüş, etraflarına bakmaya utanan, yıkılmış, hüzün abidesi kadınlar…

Seyrettiği manzara tutsak bilgeye o kadar dokunmuştu ki gözlerinden süzülen yaşların yanaklarından aşağı dökülmesine engel olamadı. Kafile başı genç çocukla konuşmak için askerlere ricada bulundu. Onu yeni yerine götürmekle görevli askerler, bu Salih insanı kıramadılar. Uzun yolculukları boyunca güzel ahlakına hayran olmuşlar, onu sevmeye başlamışlardı. Hem onları götürecek tren de gelmemişti. Bu dağ başında bir çocukla konuşmasının ne sakıncası olabilirdi ki?

Çocuğu çağırdılar. Genç çocuk ürkek adımlarla onlara yanaştı. Tutsak âlim gülümseyerek sordu:

– Adını öğrenebilir miyim delikanlı?

– Abdulmelik…

– Kimlerdensiniz? Suçunuz ne?

– Delikanlı, Âlimin kelepçeli ellerine baktı. Sonra gülümseyen yüzüne… Karşısındaki adamın kendilerinden biri olduğunu anladı. İçini dökmek ister gibi ağlamaklı bir sesle:

– Biz Şeyh Said Efendinin ailesiyiz! Dedi. Palulu Şeyh Said… Ben onun torunuyum. Tüm erkeklerimizi öldürdüler! On beş yaşından büyük tüm erkekleri kurşuna dizdiler! Evlerimizi yakıp yıktılar, hayvanlarımıza bile acımadılar!

Delikanlı ağlamaya başlamıştı. Kekeleyerek sözlerini sürdürdü:

– Kadınlarımıza tecavüz ettiler, namuslarımızı kirlettiler! Sonra sürgün… Hayvanlar için kullandıkları yük vagonlarıyla bizi yerden yere sürgün ediyorlar! Birçok çocuk yollarda öldü! Açlıktan, hastalıktan, ilaçsızlıktan… Ne olacak halimiz bilmiyorum?

Tutsak âlimin dudakları titredi Şeyh Said ismini duyunca.

– Beni tanıdın mı yavrum! Dedi titrek bir sesle. Ben Molla Said!

– Şu meşhur Molla Said mi? Dedi çocuk. Bediüzzaman lakabıyla meşhur olan Molla Said…

– Evet…

Delikanlı ağlayarak Bediüzzaman’a sarıldı. Bediüzzaman gülümseyerek çocuğun saçlarını okşadı. Sonra hırkasının cebinden iki altın lira çıkardı. Birini delikanlıya uzattı.

– Al bunu! Sadece iki liram var. Biri bana, biri size… Çocuklara bir şeyler al.

Bediüzzaman bunları söyledikten sonra yanaklarını ıslatan gözyaşları içinde bakışlarını uzaklara dikti. Bakışları sertleşti. Sonra yumuşadı. Özlemle konuştu:

– Büyük biraderim ve adaşım Said Efendi ve yarenleri şehittirler! Onlara gıpta ediyorum!

Sadullah Aydın / İnzar Dergisi / Nisan 2013

NOT: Sevgili okuyucu! Bu olayı yıllar önce Şeyh Said hazretlerinin torunu merhum Abdulmelik Fırat, Yeni Asya Gazetesi’ne verdiği mülakatta anlatmıştı. Ben de edebi bir üslupla sizinle

[ Benzer Yazılar ]
[ Ne Demişler ? ]


Yazılarda Arama Yap !
Instagram'da takip et !
    Kalbe Sığdırılan Kainat
    Kalbe Sığdırılan Kainat
  • Gönüller Fatihi Büyük Üstad'a
  • Bekle Beni
Twitter'da Takip Edin !

  • Google Plus Profilim
    Tavsiye Bağlantılar