28
Haziran
2014
Yorum Yok
AileİslamKıssadan HisseMakaleler
Okunma

Bir Ayet Bir Kıssa

Bir Ayet Bir Kıssa
Yüce Rabbimiz eşler arasındaki özel bir mevzuya açıklık getirdiği ayeti kerimesinde erkeklere hitaben böyle buyuruyor. Onlar size libas olsun siz de onlara libas olun, diyor. Birbirinizi örtün, sarıp sarmalayın, birbirinizi giyindirin böylelikle koruyup kollayın, diye ferman buyuruyor…
“…Onlar (eşleriniz) sizin için bir libas; siz de onlar için libassınız…” (Bakara / 187) Libas… Yani örtü. Daha özel manasıyla elbise…

Yüce Rabbimiz eşler arasındaki özel bir mevzuya açıklık getirdiği ayeti kerimesinde erkeklere hitaben böyle buyuruyor. Onlar size libas olsun siz de onlara libas olun, diyor. Birbirinizi örtün, sarıp sarmalayın, birbirinizi giyindirin böylelikle koruyup kollayın, diye ferman buyuruyor…

Peki, elbise ne işe yarar? 

İnsanın fıtratında var olan en tabi ihtiyacı (örtünme/sakınma) giderir…

Kişinin mahrem yerlerini ve açığa vurmak istemediği kusurlarını/çirkinliklerini örter…

Kişiyi soğuktan/sıcaktan muhafaza eder…

Temizlik ve düzenine bağlı olarak kişiye itibar ve değer kazandırır…

Kişinin kendisini saygın hissedip öz güven sahibi olması noktasında oldukça etkilidir…

Bunların dışında daha birçok işlevi olmakla beraber biz şimdilik bu kadarıyla iktifa edelim ve asıl mevzuya dönelim. Elbise bu denli mühim vasıflara haiz iken bunun eşler arasındaki ilişkiye yansıması nedir? Ne yönde olmalıdır?

Bilirsiniz, Kur’an-ı Kerim’de vurgulanan hiçbir misal –haşa– gelişi güzel, öyle sırf teşbih olsun diye değildir. Tam aksine hikmete ve illete binaendir. Bizler bu ayeti kerimede de görmekteyiz ki; Rabbimiz nazarımızı, sadece bir söz ile birçok gerçeğe çevirmek istiyor. Hem de çok derin anlamlar içeren boyutuyla…

Kadın kocasını koruyup kollasın; kimselere açmadığı ve bilinmesini istemediği yönlerini ulu orta ya da gizli saklı konuşmasın istiyor. Karı-koca samimiyetine dayanarak açıkladığı sırları ve bir takım kusurlarını ifşa etmesin; annesiyle babasıyla ya da kardeşleriyle veya eşinin ailesiyle paylaşmasın, diline mukayyet olsun istiyor.

Kadın kocası için sıcağın hararetinden serin gölgesine sığındığı bir örtü olsun; onu soğuğun ürpertisinden çekip alsın, sarıp sarmalasın istiyor. Maddi-manevi her türlü ısıdan, kalbi-ruhi her türlü buhrandan, akli-nakdi her türlü karmaşadan muhafaza etsin istiyor.

Kadın kocasına itibar kazandırsın; söz ve eylemleriyle, çevresindeki/ailesindeki konumunu iyileştirsin istiyor. Söylemleriyle kocasını gözden düşürmesin; yaptığı önemsenmez, sözü dinlenmez, varlığı kaale alınmaz hale getirmesin istiyor.

Kadın, kocasının kendisini onun yanında güvende ve rahat hissetmesi için elinden ne geliyorsa yapsın; ona saygın bir kimlikle yaklaşsın ve özgüvenini sağlamlaştırsın istiyor. Ona bakarken, hitap ederken ve kendisini dinlerken ilgili olsun; onu önemsediğini bilhassa fiilen belirtsin istiyor.

Elbette aynı şeyleri erkekten de istiyor şanı yüce Rabbimiz. Ancak üzerinde durmak istediğimiz asıl nokta, bu hususlarda dikkatli olup olmadığımız; emr-i ilahiye boyun eğip eğmediğimizdir. Öyle ya sırf ‘laf olsun torba dolsun’ cihetinden ulu orta serptiğimiz ne çok sır var, kim bilir… Akraba ziyaretlerinde, ev gezmelerinde, sohbet sonrası çay fasıllarında; eve dönüşlerde eşimize anlatamayacağımız –kendisiyle alakalı– ne çok bahis geçmiştir/geçiyordur…

“Bizimki tamirat işlerinde pek bir beceriksizdir doğrusu” gibi masum (!) itirafların havada uçuştuğu, olaylar karşısında sergilediği tavrın renginin belli edildiği, farkına bile varılmadan özel hayata dair ipuçların verildiği yerli yersiz birçok oturum düzenlenebiliyor ne yazık ki! Çoğunlukla da övgüleri yergilerin izlediği…

Aman ha! Aman dikkat… Böylesi masum(!) sohbetler bizleri libas olmaktan men etmesin! Bu tarz ortamlar en mühim görevimizi ifa adına engel teşkil etmesin. Müsaade etmeyelim… “İki arkadaş dertleşiyoruz, bunda ne zarar olabilir ki” nev’inden sorularla nefsimize arka çıkmayalım. Laf lafı açar. Konu hiç olmaması gereken bir noktaya kadar ilerler. Öyle ki; muhatabımızın kocasına dair birçok hale vakıf olmuş oluruz. Tabi muhatabımız da öğrenmiş olur, bizden yana asla bilmemesi gerekenleri.

Oysa biz bir libasız! Öyle tasvir ediliyoruz Rabbimizce… Şu halde bu vasfımıza halel getirecek ufak bir hareketten veya kısacık bir sözden bile vebadan sakınır gibi sakınmamız gerekmez mi? Hem eşinin bir başkasının indinde değersizleşmesini, çevresindekilerce hor ve hakir görülmesini kim ister ki? Buna bizzat kendisi sebep olana ne demeli peki?

Eşler birbirleri için gerçek bir elbise, birbirlerine layık birer giysi ve birbirlerini koruyan örtü misali olmalılar ise; en düşük perdeden bile olsa buna riayet etmeyen kimseye ‘eş’ denilebilir mi?

Peki ya kul böyle bir hesabı Allah’a verebilir mi?

Sorular uzadıkça uzayacaktır muhakkak! Rabbimiz, altından kalkamayacağımız işlerden beri kılsın bizleri. Ve cevabını veremeyeceğimiz sorulara muhatap olmaktan da… Bunun için de kuşanmak zorunda olduğumuz bir hassasiyet var ki; dilerseniz kıssadan okuyabiliriz…

Vaktiyle bir zât karısını boşayacağını söylediğinde, ona bunun sebebini sordular. İslâmî edebe sahip bu insan:

“Karımın kusurlarını nasıl söyleyebilirim?” diye cevap verdi.

Bu meraklı adamlar o zât karısını boşadıktan sonra ziyaretine gelerek:

“Herhalde şimdi söyleyebilirsin, o kadını niçin boşamıştın?” dediler. Peygamber ahlâkını iyice benimsemiş olan o güzel insan:

“Yabancı bir kadının kusurlarını nasıl söyleyebilirim?” dedi…

Nur Kılıç / İnzar Dergisi – Haziran 2014 (117. Sayı)

[ Benzer Yazılar ]
  • Tv Ahlakının Bize Getirdikleri


    Ne zamandır yazmak isteyip de yazamadığım TV tehlikesini yazacağım. Ki bu alanda her yazar ve kalem sahibinin yazması gerektiğine inanıy[...]
  • Aile'de Evlatlar arası ilk iletişim

    Aile’de Evlatlar arası ilk iletişim


    İnsanların en değerli varlıkları evlatlarıdır. Yerleri doldurulmaz. Sevgileri ve acıları tarifsizdir. Anne baba olunduktan sonra, kalpte[...]
  • Nişan bozulduğunda yapılması gerekenler

    Nişan bozulduğunda yapılması gerekenler ?


    Fıkıh kitaplarında nişanın bozulması sebebiyle tarafların uğradıkları maddî ve manevî zararların tazminin talebi mevzu edilmemiştir[...]
  • Babanın velayeti

    Babanın Velayeti


    Baba, evin reisi, komutanı ve evde söz sahibi olduğuna göre çocuğun velayetinin babaya ait olması da kaçınılmazdır. Bu nedenle baba, [...]
[ Ne Demişler ? ]


Yazılarda Arama Yap !
Instagram'da takip et !
    Kalbe Sığdırılan Kainat
    Kalbe Sığdırılan Kainat
  • Gönüller Fatihi Büyük Üstad'a
  • Bekle Beni
Twitter'da Takip Edin !

  • Google Plus Profilim
    Tavsiye Bağlantılar