23
Haziran
2016
Yorum Yok
AileİslamMakaleler
Okunma

Hangi Tanrı?

Hangi Tanrı?

“Göklerde Olup Bitenlere Bir Bakın”

“Hangi Tanrı?”

Hayaletlere inanır mısınız? Ben cevap vereyim; evet.

Aslında her gece bakıyoruz onlara ama göremiyoruz. Betonların arasındaki kafeslerimize kilitlenmiş, yapay ışıklar saçan giyotinlere boyun eğmekten kamburlaşmış sırtımızı dikleştirsek, aklımıza artık ihtiyacımızın olmadığını ironik bir biçimde belirten akıllı ekranların yansıyan ışığından bulanmış zihinlerimiz, yüzleri unutmamak adına açılmış hesapları karıştırmaktan bir an olsun vazgeçsek ve ağırlığa rağmen bir kerelik kaldırsak başımızı gökyüzüne…

İşte yine her mükemmelliğin var olduğu ve bizden sonra da var olmaya devam edeceği gerçek ışık kaynakları, yol göstericiler, işaretler, deliller ve geçmiş orada bize göz kırpıyor. Ve hayır, bu bir safsata değil aksine bilimsel bir gerçek…

Bir türlü paylaşamadığımız mavi gezegenimizde evinizden işinize, memleketinize gitmeye veya seyahat etmeye kalktığınızı düşünün. Türkiye’nin bir ucundan diğer ucuna seyahat etmek istediğinizde uçakla birkaç saatlik bir yolculuk yapmanız gerekir. Şimdi elinize bir dünya haritası alın ve Türkiye’nin boyutuna bir bakın.

Namaz kılmak için kalkıp kat edeceğimiz 2 metre bile zor gelirken epey büyük görünüyor değil mi? Ancak çevresi 40 bin km olan dünyaya gördüğümüz yerden bakarak bütün dünyanın yalnızca beton bir kutudan ibaret olduğunu zanneden ve yapacağı iki yorumla bütün dünyayı kurtaracağını düşünen insanoğlu gökyüzüne bakmayı bıraktığından beri egosunu evrenden de büyük bir hale getirdi maalesef…

Ha gayret kafamızı kaldırdık. Gördüğümüz bize en yakın gökcismi, bildiğiniz gibi Ay’dır ve Dünya ile Ay, gökbilim ölçeklerine göre “yan yana” diye tabir edilen mesafe ortalama 384 bin km uzaklıktadır. Dünyaya en yakın yıldız olan güneşe uzaklığı ise dünyanın çevresinin uzunluğunun yaklaşık 3.750 katı olan 150 milyon kilometredir. Gözümüzü karartıp savaşçıl insanlıktan uzaklara gitmek istersek Dünya üzerindeki en hızlı araca binmemiz, en mantıklısı olur. Dolayısıyla önce bir F-16 (saatte 2.178 km) almalısınız.

Maksimum hızla yol alan F-16 ile dünyanın çevresini yaklaşık bir günde, bize en yakın cisim olan Ay’a bir haftada, en yakın gezegen olan Mars’a yaklaşık 2.8 yılda, Güneş’e 8 yılda, Jüpiter’e 34 yılda, Neptün’e 230 yılda ancak ulaşabilirsiniz. Kısacası bugünkü teknolojiyle onlara bakmakla yetinmelisiniz.(1)

Gördüğünüz gibi evrensel mesafeler “çok yakınımız” diye nitelediğimiz yerlerde bile olağanüstü büyük boyutlarda. Böyle olunca, gökbilimciler mesafeleri tanımlayabilmek için kilometre veya mil gibi Dünya üzerinde kullanılmak için tasarlanmış olan ölçü birimlerini kullanamaz oluyorlar.

İşte ışık yılı terimi burada devreye giriyor. Işık yılı, bir zaman değil, yukarıda anlattığımız gibi mesafe ölçüsüdür. Işığın “bir yılda” aldığı yolu, yaklaşık 9.5 trilyon kilometrelik mesafeyi ifade eder. Yani, gökbilimciler bir yıldız için 10 ışık yılı uzakta diyorsa, aslında kastettikleri yıldızın 95 trilyon kilometre ötede olduğudur. Bir hesaplama yaparken 95.000.000.000.000 kilometre yazmak yerine, 10 ışık yılı yazmak, hem sizin hesabınızı kolaylaştırır, hem de karşınızdakinin ne söylediğinizi daha iyi anlamasını sağlar.

Şimdi diyorsunuz ki; “İyi de bunların hayaletlerle ne ilgisi var?” Hemen açıklayayım. Işık yılı ışığın bize ulaştığı süredir. Bize en yakın yıldız olan Proxima Centauri, yaklaşık 40 trilyon kilometre uzakta olduğuna göre, onun 4.2 yıl önceki halini görüyoruz demektir. Yıldızın uzaklığı arttıkça, daha da eski zamanlara ait görüntüsünü görürüz. Şu an gökyüzüne bakın. Gördüğünüz güneş 8 dakika öncesine ait.

Mesela bizden 12 bin ışık yılı uzaklıkta bir gezegende hayat olduğunu düşünelim. Gelişmiş teknolojileri ve uydularıyla bulundukları yerden dünyamızı izlemeye başlıyorlar. Bugün biz bunları yaşarken onların görecekleri duvarlara resimler çizen, mağaralarda yaşayan bir insanlık olacaktır. Dolayısıyla gördükleri hayalettir.

Düşünün ki gökyüzünde bir yıldıza bakıyorsunuz. Kim bilebilir, belki çoktan içine çökmüş belki bir beyaz cüceye dönüşmüştür. Ancak siz onun gençlik yıllarını görüyorsunuz.

Ölçü birimleriyle açıklamaya zorlandığımız bu muazzam evren içerisindeki okyanustaki atom misali insan, evrenin etrafında döndüğünü hissettiren o akıllı ekranlara bakarak kendini kaptırdığı bu ego dalgasından ancak yine onu ve evreni yaratanın mesajı ile kurtulabilir. “Ey gafil insan! Göklerde olup bitenlere bir bak, yoksa hala akl etmeyecek misin?”

İnsanların bu sapkınlığını; dinlerini, mezheplerini, cemaatlerini, ülkelerini, ırklarını, akıllarını ve sonunda kendilerini ilah edinmesini güzel bir şekilde ele alan bir Hint filmden bir diyalogla bitirmek istiyorum:

– Bir zamanlar yiyecek bir yemeğim yoktu. Kalacak bir evim yoktu. Durmadan ağlamıştım. Yanımda arkadaşlarım da yoktu. O zamanlar sahip olduğum tek bir şey vardı. Tanrı. Her gün daha iyi olacağını, tanrının bir çıkar yol göstereceğini sanıyordum. Kabul ediyorum. Tanrı inancı insana umut veriyor. Bir kere umudun olunca zorluklar gidiyor, acıya dayanma gücü geliyordu. Ama bir sorum olacak. Hangi Tanrı’ya inanacağız? Sürekli sadece bir tanrı var diyorsun. Bense hayır diyorum. İki tanrı var; biri bizi yaratan, biri de sizlerin yarattığı. Bizi yaratan hakkında bir şey bilmiyorum ama sizin yarattığınız tıpkı sizin gibi. Küçük yalancı, hastalıklı, boş vaatler veren. Zenginlere öncelik tanıyan, fakirleri sırada bekleten. Övgü aldığında mutlu olan, küçük şeylerle insanları korkutan. Doğru numara oldukça basit. Bizi yaratan tanrıya inanın ona güvenin. Kendi yarattığınız sahte tanrıları ise yok edin.

–  Bizim de bu duruma sessiz kalacağımızı mı sanıyorsun? Biz tanrımızı koruyacağız evlat.

–  Siz mi koruyacaksınız? Siz mi? Bu gezegen o kadar küçük ki… Dışarda daha büyük milyonlarca gezegen var. Siz ise bu küçük gezegende, bu küçük şehirde, bu küçük odada oturup bütün evreni yaratan Tanrıyı korumak mı istiyorsunuz? Onun korumanıza ihtiyacı yok. O kendisini koruyabilir. Bugün bana yardım etmek isteyen bir arkadaşım öldü. Geriye sadece bu ayakkabısı kaldı. Tanrı’yı korumayı kesin artık. Yoksa dünyada geriye ayakkabıdan başka hiç birey kalmayacak.
 
1) Işık hızını, bilim kurgu filmlerinden duymuşsunuzdur. Eğer ışık kadar hızlı yol alabilen bir aracımız olsaydı dünyanın 40 bin km olan çevresini saniyede sekiz defa turlayabilirdik. Ay’a 3 dakikada, Güneşe ise 8 dakikada ulaşabilirdik.

Beyza Sabaz / Nisanur Dergisi – Mayıs 2016 (54. Sayı)

[ Benzer Yazılar ]
  • Sevgi Ne Kadar Güçlü Olabilir?

    Sevgi Ne Kadar Güçlü Olabilir?


    Sahâbe-i kirâm, Allah Rasûlü’nün sevdiği her şeyi sever, hoşlanmadığı şeyleri de sevmezlerdi. Enes -radıyallâhu anh- şöyle anla[...]
  • İslamda Kadının Yeri

    İslamda Kadının Yeri


    Hamd âlemleri noksansız yaratan Allah’a, salat ve selam onun habibi olan Rasul-u Ekrem efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) üzerine olsun. As[...]
  • evlilikte sihirli sözcük

    Evlilikte Sihirli Sözcük “Empati”


    Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşünce[...]
  • Eşine Manevi Destek Olmak

    Eşine Manevi Destek Olmak


    İnsanın eşi onun hayat arkadaşı, sırdaşı, ayıplarının örtüsü, hatta dava arkadaşıdır. İslam davası zahmetlidir ve her adım sa[...]
[ Ne Demişler ? ]


Yazılarda Arama Yap !
Instagram'da takip et !
    Kalbe Sığdırılan Kainat
    Kalbe Sığdırılan Kainat
  • Gönüller Fatihi Büyük Üstad'a
  • Bekle Beni
Twitter'da Takip Edin !

  • Google Plus Profilim
    Tavsiye Bağlantılar