11
Ağustos
2014
Yorum Yok
GenelİslamMakaleler
Okunma

Hakim Bey

Hakim Bey

İnsanın, insana karşı adaleti!

Evet; bana bu konuyu düşündüren, şu günlerde çokça karşıma çıkan ‘Adalet’ kavramı… Herkes bir adaletsizliğin uygulandığına vurgu yapıyor şu günlerde. “Dünyanın çivisi çıkmış…” diyor yaşlı bir amca, adaletsizliğin çokluğuna ve şiddetlendiğine vurgu yaparak. Evet; adaletsizlik var dünyada; sokakta, pazarda, duvar yazılarında. Dahası, sözlü bir ayaklanma var adaletsizlik vurgusu yapanlarda… Bizler de naçizane Adil olan Allah’a inanmışlar olarak, zulümleri görüyor ve ‘adaletsizlik’ vurgusu yapanlara hak veriyoruz. Dahası ‘inanmışlar’ olarak, yeryüzündeki bütün insanlığın mazlumluğuna, mustazaflığına karşı ortaklık ilan ediyoruz ve de haykırıyoruz.

Arakan Benim! Mısır Benim! Bangladeş Benim! Doğu Türkistan, Afrika, Türkiye ve de Kürdistan Benim! diye…

****

Adalet kavramı çeşitli tanımlamalarla birlikte, eşitliğin anlam bulduğu bir kavramdır. Fakat biz burada ‘Adl-i İlahi’nin, adalet anlayışını referans alarak, eşitlik ölçüsü içinde hakların tanınması veya bir belirleyen olarak hakların ve hilkatten gelen önceliklerin tanınması diye ele alabiliriz…

Toplumsal ve bireysel adaletin sağlanabilmesi için ölçmeye, ölçüye ve ölçütlere ihtiyaç vardır. Hakim olanın hakemliği, ancak hakkaniyet ve hikmet ile örüntülenmiş bir özelliğe bağlıdır.

Hayatın, bütün sosyal kulvarlarında acil lüzumiyet; Ölçü/t’tür. Bu ölçü/t; insanın 4 önemli özelliğini tanımasıyla sınırlılıklarını çizmiş olur.

1) İyiyi, kötüden ayırt edebilme

2) Doğruyu, yanlıştan ayırt edebilme

3) Faydalıyı, zararlıdan ayırt edebilme

4) Adaleti, zulümden ayıt edebilme

Adalet kavramına değinmişken, Mutahhari’nin adaletle ilgili bir açıklamasında şunları söylediğini görüyoruz:

“Kur’an’ı Kerimde, Tevhid’den Mead’a, Nübüvetten imamete ve siyasi görev üstlenmeye, ferdi amaçlardan, toplumsal hedeflere kadar her şey adalet ekseninin çerçevesindedir. Kur’an’ı Kerim’in adl kavramı; tevhid inancı ile birliktedir. Ölümden sonraki hayatın ve ahret aleminin temel bir öğesidir. Allah elçilerinin getirdikleri şeriat düzenlemesinin hedefidir. Yöneticilik görevi üstlenmenin, önderliğin, imametin felsefesidir. Ferdin olgunluk derecesinin ölçütüdür. Toplumun varabildiği selametin de ölçüsü, ölçütüdür.” *

Bir çok ayette de Hakim olan Allah, adaleti; insanlığın selameti ve refahı için bir belirleyen olarak tanımlamıştır. Allah’ın ‘adalet ilkesi’, gerek bireysel (ferdi), gerek toplumsal olarak ayetlerde de yönlendirmelerle sabittir.

“Kasem olsun ki, biz peygamberlerimizi apaçık delillerle gönderdik ve insanların, adaleti ayakta tutmaları için de, onlarla beraber Kitabı ve Mizanı indirdik…” (Hadid 25)

Bunun gibi birçok ayet sıralamak mümkündür…

****

İçimizdeki ‘hakim’den “ne haber vardır!”

Ve insanın, kendine karşı adaletsizliği!

Mutahhari İslam Devrimi’ni anlatırken iki yönlü olduğuna vurgu yapar. Birincisi dışa dönük devrim, ikincisi ise içe dönük devrim. Dışa dönük devrimi, mazlum olanları, zulmedenlere karşı ayaklandırarak gerçekleştirdiğini vurgular. İçe dönük devrimi ise, şu şekilde açıklar:

“ … Resul-i Ekrem kendisinden önceki hiç bir peygamberin yapmadığını yaparak, içe dönük bir devrim gerçekleştirdi. Öyle ki, insanın kendi nefsini, heva ve heveslerine karşı bilinçlendirdi ilk önce. Bu sadece insanın iç isyanını bastıran, cinayetkâr iç dürtülerine karşı koyan, ama kıyam etme kudretini veren ‘din’e has bir özellikti. Kişi kendisi ile hesaplaşmaya oturur. Kendi özeleştirisini yapar. Kendi kendini adil mahkeme ve insafın önüne sürükler.” **

Burada, Rabbimizin adalet kavramının, bireyle ilgili şu uyarısını dikkate almak gerekir:

“… Allah onlara zulmediyor olmadı, fakat onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı..” (Tevbe 70)

İçte kurulan mahkemenin hâkimi; doğru ile yanlışın, faydalı ile zararlının, iyi ile kötünün, adalet ile zulmün arasında iyi hakemlik yapmazsa, kişiyi mahkum eder.

İnsanı, eylemde bulunmaya iradi olarak teşvik ve tasdik eden, ‘karar verme’ yetisidir. Ve kararın, ilk uğrak yeri insanın içindeki kurulmuş mahkemenin, ‘hakimidir’. O hakiminiz, adalet, hakkaniyet(hikmet) ve vicdan ile örüntüleyemiyorsa içinizdeki çıkmazı; kazanıveriyorsunuz, çok sonradan fark ettiğiniz kayıplarınızı.

İyisi mi, insan ölçütlerine hakim olmalı…!

-Soruyorum size? Şimdi söyleyin bana suçlu kimdir, Hâkim bey!

Dua ile…

* Açıklama, Murtaza Mutahhari’nin, “Adl-i İlahi” adlı kitabından alıntılanmıştır.

**Açıklama, Murtaza Mutahhari’nin, “Gaybi Yardımlar” adlı kitabından alıntılanmıştır.

söz & kalem dergisi temmuz-2014/ Esra Demir

[ Benzer Yazılar ]
  • ÖZe Dönüş

    Öze Dönüş


    Zaman geçtikçe tarif edilemez bir hale giriyoruz. Söylemlerimiz pratikte yer almıyor. Kendimizle çelişir hale geldik. Çoğumuz İslam içi[...]
  • Dostumuz Kuran Olsun

    Dostumuz Kuran Olsun


    Allahu Teâla’nın bize yüklediği ağır bir sorumluluktur Kur’an-ı Kerim. Haşr suresinin son ayetlerinde ferman olunduğu gibi ağırlı[...]
  • Kalbin Güzellikleri

    Kalbin Güzellikleri Nelerdir?


    Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 4 Aralık 2015 Cuma Hutbesi… Kardeşlerim! Âlemler[...]
  • Psiko Sosyal Açıdan Ramazan Ayı

    Psiko-Sosyal Açıdan Ramazan Ayı


    Ramazan ayı ve oruç ibadeti insanın bugün gelmiş bulunduğu nokta göz önünde tutulursa oldukça ileri bir uygulamadır. Bu konuda bilimse[...]
[ Ne Demişler ? ]


Yazılarda Arama Yap !
Instagram'da takip et !
    Kalbe Sığdırılan Kainat
    Kalbe Sığdırılan Kainat
  • Gönüller Fatihi Büyük Üstad'a
  • Bekle Beni
Twitter'da Takip Edin !

  • Google Plus Profilim
    Tavsiye Bağlantılar