28
Şubat
2015
Yorum Yok
GençlikİslamMakaleler
Okunma

Geceyi İhya Etmeyen Gündüzü İnşa Edemez!

Geceyi İhya Etme

Yaşadığımız yüzyılda İslam âleminin içerisinde bulunduğu durum her Müslüman’ı derinden üzmektedir. İslam âleminin mevcut durumunun en büyük sebeplerinden biri de İslam davasına hizmet etmeyi hedefleyen bireylerin yeterli düzeyde kalifiye ol(a)mamasından kaynaklanmaktadır. Davanın ihtiyacı olan alanlarda maddi ve manevi olarak bireylerin yetersizliği aynı zamanda zaferi de geciktirmektedir. Geç gelen zafer ise İslam ümmetinin bağrında derin yaraların oluşmasına sebebiyet vermektedir.

Ocak sayımızla beraber “İrfan Mektebi” yazı dizimizde bir dava adamının imtihan dünyasında kuşanması gereken manevi zırhlardan bahsedecek; asrısaadetteki büyük başarıların asıl kaynağını irdeleyerek, o saadet asrını neslimize taşıma gayreti içerisinde olacağız. Yazı dizimizin temel konusunu “abid ile mücahid olmanın birbiriyle olan sıkı bağı” oluşturmaktadır. Bu minvalde gecenin abidlerinin nasıl gündüzün mücahidleri olduklarını irdeleyecek, başta kendi nefsimize olmak üzere bütün dava kardeşlerimize tavsiyelerde bulunacağız. Rabbim istifade etmeyi nasip etsin…

İmtihan yürüyüşümüzde takınmamız gereken tavrın, tutmamız gereken yolun vasat bir yol olması gerektiği şuurunda olarak hareket etmek işin bidayetinde başarı olmanın şifrelerini vermektedir. Yaptığımız ve yapacağımız her işte vasat bir çizgi üzerinde ilerlemek, yolun doğru olduğunu göstermektedir. Hz. Lokman (as), oğluna tavsiyelerde bulunurken; “Yürüyüşünde orta bir yol tut…!” (1) diye tavsiyede bulunmuştur. İmtihan yürüyüşümüzün ilk şifresi orta yoldur. İfrat ve tefrite varmadan dengeyi gözeterek atacağımız her adım, yapacağımız her iş, zaferin yaklaşmasını sağlayacaktır.

İslam davasına hizmet eden dava arkadaşlarımızın vasat bir çizgiye sahip olmalarını istiyor ve bekliyoruz. Zira dengenin olmadığı yerde keşmekeşlik vardır. İhya ve inşa hareketinin başlaması ancak denge ile sağlanabilir. Lakin ihya hareketi, inşa hareketinden önce gelir. Öncelikle bütün kardeşlerimiz bir ihya hareketi başlatarak, gecelerini ihya etmenin yollarını aramalıdırlar. Bir mutasavvıf gibi geceleri ihya etmeli, bir mücahid gibi gündüzleri inşa hareketleri başlatmalıdırlar.

Şeyh Abdulkadir Ğursi, günümüz Müslümanlarının en büyük eksikliğinin abid ile mücahid arasındaki dengeyi oluşturamamasından kaynaklandığını tespit ederek: “Bugünkü Müslümanların en büyük eksikliklerinden birisi de, mücahid olanların yeterince ibadet ve zikirlere, Allah’la irtibatı kuvvetlendiren manevi bağlara önem vermemeleri, tasavvuf ehli olan ve ezkarla çok uğraşanların da, Allah yolunda cihad etmeye, Allah’ın ve İslam’ın düşmanlarına karşı cephe almaya yeterince önem vermemeleridir.

Mücahid olanlar yeterince abid ve zakir değil, abid ve zakir olanlar ise maalesef mücahid değil. Oysaki Resulullah mücahid olduğu kadar abid ve zahitti. Abid ve Zakir olduğu kadar da mücahitti. Resulullah’ın hayatında cihad ve zikir ayrılmaz bir bütündür. Buhari ve Müslim başta olmak üzere bütün hadis kitaplarında, “Resulullah’ın cihad ve sefer esnasında yaptığı zikirler” diye bablar/bölümler açılmıştır. Bu da Resulullah’ın bu konuya ne kadar önem verdiğini gösterir. İşte bundan dolayı günümüzde Allah yolunda hizmet yapmak isteyen cemaat ve gruplar başarılı olmak istiyorlarsa, muhakkak Resulullah’ın bu sünnetini ihya edip, bünyelerine taşımak zorundadırlar. Yani bir taraftan mücahid, diğer taraftan abid ve zakir olmalıdırlar. Aksi takdirde başarılı olmaları imkânsızdır.” (2)

Müslüman gençler arasında abid ile mücahid arasında kurulamayan denge, sarılması zor yaraların açılmasına sebep olmaktadır. Bundan dolayı İslam davasına hizmet etmeyi ana hedefleri arasına koymuş her kardeşimiz, cihad edebilmenin yolunun abid olmaktan geçtiğini unutmamalıdır. Kalpte tam anlamıyla imanın yer edinebilmesi ibadetlerin tam anlamıyla yerine getirilmesine bağlıdır. İbadetlerin eksiksiz bir şekilde yerine getirmesi kişide imanın zirve yapmasını sağlayacak, er meydanına çıktığında ise kalpteki her türlü korkuyu silip atacaktır.

Firavunlar diyarı Mısır’da İslam’ın sancağını omuzlayan ve firavunlara meydan okuyan Şehid Hasan el- Benna, “Müslüman Kardeşlerin” bir gününün nasıl olması gerektiğini ‘Geceleri abid, gündüzleri mücahid’ sözüyle özetliyor. İnşa hareketinin ihya hareketinden sonra geldiğinin bilincinde olan el Benna, öncelikle Mısır’da bir ihya hareketi başlatıyor, ardından inşa hareketi başlatıyor.

Her türlü zorluğun içinde bulunduğu imtihan sürecinin selametle atlatılması, İslam ümmetinin mevcut durumundan kurtulup saadet asrına yakın bir seviyeye gelmesi, ancak bu iki unsurun(abid ve mücahid) dengeli bir şekilde bir araya getirilmesiyle olacaktır. Her abid bir mücahid, her mücahid bir abid olduğunda kutlu şafağın doğması da yaklaşacaktır.

 söz&kalem

[ Benzer Yazılar ]
  • Hoş Geldin Ey Gitmeler


    Hoş geldin ey Gitmeler Bir yangın düştü Ocağın karlarının tam üstüne Donmuştu imanımız Ve geçmiyordu gırtlaktan Bu yüzden uyuşm[...]
  • Dayan Ey Aksa’m


    Televizyonda haberleri izleyen küçük Zehra annesinin yanına gelir. Annesine: – Haberlerde Yahudilerin Filistinlilere müdahale edip, Me[...]
  • Sevildiğinizi Nasıl Anlarsınız?


    Muhabbet, iki kalb arasında bir cereyan hattıdır. Sevenler, hiçbir zaman sevdiklerini gönüllerinden ve dillerinden düşürmezler. İmkân[...]
  • Dünyada Nasıl Şefaatçi Olunur?


    Din kardeşliğini muhâfazada titiz olmak ve dargınlığa mahal vermemek, bir îman zarûretidir. Kur’ân-ı Kerîm’de, takvâ sahibi mü[...]
[ Ne Demişler ? ]


Yazılarda Arama Yap !
Instagram'da takip et !
    Kalbe Sığdırılan Kainat
    Kalbe Sığdırılan Kainat
  • Gönüller Fatihi Büyük Üstad'a
  • Bekle Beni
Twitter'da Takip Edin !

  • Google Plus Profilim
    Tavsiye Bağlantılar