18
Mart
2017
Yorum Yok
GençlikGenelİslam
Okunma

Dicle Nehri, ”SU” Ve Davama Anımsattıkları

Dicle Nehri, ”SU” Ve Davama Anımsattıkları

Kalubeladan sonraki süreçte varlığımızda mevcudiyeti bulunan suya davamızdan işaretler yerleştiren Allah’a hamdolsun. Dinin kurallarını temizlik üzerine bina edip temizliğin ekseriyetini de su ile ifade eden büyük büyük muallim Muhammed Mustafa’ya salat ve selam olsun.

Allah azze ve celle mahlukatı üzerinde tefekkür etmeyi biz unutkan kullarına defalarca hatırlatıyor ki her şeyden haberdar olanın nefislerimizden de haberdar olduğu bilinci ile hareket edelim. Bilinçli hareket hali kişiyi şeytani davranışlardan muhafaza eder. Ne yazık ki yaratılanların binlerce çeşit olması bir yana, aklımızı tefekkürden uzaklaştıran günlük hengamelerle uğraşmayı bile düşünme olarak algılıyoruz. Sadece düşüncelerimizi durgunlaştırıp  etrafımızdaki bazı tabii kaynaklara yönelmemiz bizi Allah’a yaklaştırabilmektedir. Özellikle ”SU”dan bahsetmek istiyorum. Su, nehir, DİCLE …

Su, nehir ve dicle ayrı ayrı değerlendirilebilir ama Dicle nehrindeki ‘su’ hep birlikte pek çok anlamı içinde barındırmaktadır. Dicle nehri; uzun bir geçmişi bir süreç halinde tarihe tanıklığıyla geleceğe taşıyan ‘su’. Birçok olayın yaşandığı, çeşit çeşit insanların anıları, birilerinin ‘İLK’lerinin  toplamından oluşmuş birikimler, kendiyle götürdüğü insanlar, kanlar, mürekkepler ve ayrıca içinde barındırdığı ümitler…

Dicle nehri; yüzyıllardır akan, güçlü ve bazen az bazen çok akan, aktıkça geçtiği bölgelerde iz bırakan, büyük, geniş, bereketli ovaların oluşmasına vesile olan bir nehir. Azgınlaştığı dönemde etrafındakilere korku salan, azaldığında ise çevresindekileri üzen bir nehir… Hayata bağlılığın bir dönem Dicle’nin yanında bir evinin olmasıyla eşdeğer olduğu bir su… Yaşamsal bir çok uygulamada netice almak için ümitlerin kendisine bağlandığı ab-ı hayat…

Belki çoğu zaman unutulur, dikkate alınmaz ya da dikkat çekmez ama nehri seyrederken kıyıda taşa çarpıp kopan o küçük damlacık var ya işte kocaman Dicle nehrinin kendisinden müteşekkil olduğu mütevazı bir neferi ifade eder. Davama anımsattığım nokta işte buradan başlar. O büyük ve heybetli görüntü bu küçücük mütevazı ve itaatkar fertlerin cemaatleşmesiyle oluşur. O fert koparsa belki hiçbir anlam ifade etmeyecektir tek başına hatta belki birlikteyken de pek fazla kendisinden söz ettirmeyecektir ama o bir yapıyı temsil ediyordur artık, hedefi büyük olan ciddi zorluklarla karşılaşacak olan ve bunları aşmayı gaye edinen, bu minvalde her türlü esareti reddeden bir HÜR DAVA.

Teklerin birleşerek büyüttüğü, büyüdükçe yerinde durmayan, hareket ettikçe geçtiği yerlerde etki bırakan, orayı değişime uğratan, her geçtiği yerde farklı bir anlam oluşturan, her gideceği yere farklı bir umut bağlayan bir cemaatin sembolüdür Dicle nehri.

İyi gözlemlemek gerekir, damlayı Allah azze ve celle yaratmıştır ve ona bir görev tayin etmiştir. Hem görev büyük hem de tek başına yapılamayacak bir işe damlacık kendisi gibi olan arkadaşlarıyla birleşerek başlıyor ve yerinde duramayan bir hareket hali meydana geliyor. Bize de Allah tarafından yüklenen hem Abdullah olma hem de olamayanlara mürşitlik yapma vazifesini, biz de aynı şekilde birleşerek sapasağlam bir saf halinde harekete dönüştürelim. Damlaların birleşmesi doğalarında vardır(kohezyon kuvveti), bizim de birleşmemiz fıtratımızda vardır(uhuvvet). Su geçtiği yeri elverişli hale getirme uğraşısı verir gelecek olan yoldaşları için, biz de bu yolda mücadele vermeliyiz gelecek olan nesillere daha iyi(birr) ortamlar bırakmak için. Su damlacıkları geçtikleri yerlerde kendilerinden söz ettirirler vesile oldukları yeşillik alan, tarla sulama, içme suyu vs. Bizde gelecekte söz ettirelim katkımızın dokunduğu davamızdan, hayatlarını yeşerttiğimiz gençlerden vs.

Damlalar hareket halindeyken müstakim bir sesi vardır, azmiyle toprak aşındırır hatta kayalara şekil verirler eskimeyecek güzel eserlere vesile olurlar (ağaç,bitki, şelale vb.) bu uğurda bedel de öderler bazı damlacıklarını kaybederler. Bir nefer de kendi davasında azimle, kararlılıkla ve fedakarane davaya yönelse iş yapsa ve bir damla gibi görevi bitene kadar hiç bıkmadan çalışsa semeresi de damlanınki gibi ses getirir, sert kalpleri bile yumuşatır, yumuşak olanlara da şekil verir inşallah. Aynı şekilde toplumda sıkıntı oluşturan ğayri-ahlaki ve fiziki olumsuzlukları aşındıra aşındıra yok eder. Devaya muhtaç halka güzel ahlak ve faziletli ilim verir. Onlara yol göstericilik yapar.

Dicle çok şeye şahitlik yapmıştır; kana, mücadeleye ,sevgiye, güzel haberlere, iyi insanlara…   Yaşadıkları onu çizgisinden saptırmamıştır. Davaya mensup kardeşler de aynı şekilde göz yaşı, ayrılık, özlem, açlık, yorgunluk gibi bir çok durumla karşılaşacak ama bunlar onu asla çizgisinden saptırmaz müstakil duruşuna devam eder. Nehirdeki su damlacıklarını durdurmak, engellemek isteyenler olacaktır. Damlalar engeller karşısında ilk etapta durdurulmuş gibi görünecektir ama bu durma hali bitmeyi değil birikip daha gür ve daha şiddetli bir şekilde yeniden ortaya çıkmayı ifade etmektedir. İşte davamızda karşılaşacağımız engeller de bize bunu ifade etmelidir yani aslında yok oluşun değil geçmişe bırakılan bir tecrübe, ruhi tekamül süreci ve yeniden varoluşun güçlendirilmiş halidir. Meydanlarda davanın hakkaniyetinin daha gür bir seda ile haykırılışının, az zamanda çok iş yapabilmenin ve daha sağlam adımlar atmanın bir vesilesidir. Tabi bu süreci böyle okuyamayanlar için ise maalesef nasıl ki nehirden kopan bir damla bir şey ifade etmeyip kendini bir yok oluş sürecine götürüyorsa aynı şekilde o, nefer olmaktan çıkıp sıradan bir kişi olarak bu hareketten bereketini alamaz(Allammehfizna).

Mahlukattan sadece su üzerinden bile böyle bir hikmet çıkıyorsa o zaman Allah’ın davasına gönül vermiş kardeşlerimden ricam şudur ki Tefekkürü emreden Allah rızası için bizlerin hizmetine sunulmuş bu dünyadaki eşyanın hikmetlerini düşünüp kalplerimizi Allah’a yaklaştıracak bir hayat tarzı geliştirmeyi ihmal etmeyelim. Allah’a emanet olun.

[ Benzer Yazılar ]
  • İçimdeki Ateş


    Dilimi lal, ellerimi de kelepçeleyebilirim… Hatta bir ömür özgürlüğe susamış mahkumda olabilirim… Peki, bir volkan gibi patl[...]
  • Qadi-Mihemmed-150x150

    Qazi Mihemmed’in Vasiyetnamesi


    31 Mart 1947’de Doğu Kürdistan’ın (İran) Mehabad kentinde Çarçıra Meydanı’nda Kürdistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Qazî Muhammed[...]
  • Yiğit Genç Kimdir?


    Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, bugünkü gündem yazısında yiğit gençlere seslendi. Târihindeki Osman Gâzî ve nesli gibi diğerg[...]
  • Mürekkebe Şehadet


    Sözlerim tükenmez ki; Ya Hak, mürekkep bitsin Biterse mürekkebim; Çare: Kalemim gitsin     Kelâmın ömrü uzun, kalemin ömrü k[...]
[ Ne Demişler ? ]


Yazılarda Arama Yap !
Instagram'da takip et !
    Kalbe Sığdırılan Kainat
    Kalbe Sığdırılan Kainat
  • Gönüller Fatihi Büyük Üstad'a
  • Bekle Beni
Twitter'da Takip Edin !

  • Google Plus Profilim
    Tavsiye Bağlantılar