12
Mart
2017
Yorum Yok
GençlikGenelİslamMakaleler
Okunma

Bir Fotoğraf Karesi ve Değişmeyen Düzenimiz

BİR FOTOĞRAF KARESİ VE DEĞİŞMEYEN DÜZENİMİZ

Bismillahirrahmanirrahim

Malumunuz olduğu üzere geçen aylarda Büyük Şeytan Amerika, yeni Dracula’sını seçmiş ve kendisine yakışan, tam anlamıyla öz benliğini yansıtan bir canavarı kendisine başkan olarak seçmişti.

ABD seçimlerini, adeta Türkiye’de yapılan bir seçim havasında sunan medya, seçimin her anını dakika dakika flaş haber geçiyordu. Bizim mahallede ise kimin seçilmesinin daha iyi olacağı tartışmaları almış başını gidiyordu. Müslümanlar, bir Amerikalıdan daha çok Amerikalı olmuş, kimisi Clinton’cı kimisi de Trump’çı olmuştu. ‘Hilary mi, Trump mı?’ ekseninde dönen tartışmalar adeta bir akıl tutulması idi. Bazısı Trump’ın İslam ve Müslüman karşıtlığını aleni bir şekilde dile getirmesinden memnuniyet duyuyor, azılı bir İslam düşmanı gibi davranıyordu. Bunlara göre düşmanlığın açıktan yapılanı makbul idi. Fakat bugüne kadar ABD İslam karşıtlığını gizleme gereği duymamış, Müslümanların hayat sürdüğü bütün İslam beldelerinde vahşice katliamlar gerçekleştirmişti.

Bütün bu olağanüstü tespitleri yapmak için bir Ortadoğu uzmanı veyahut bir siyaset bilimci olmaya gerek yok. Biz, Büyük Şeytanı Irak’tan, Suriye’den, Filistin’den ve Afganistan’dan tanıyoruz.

Fakat unuttuğumuz bir şey var; bugüne kadar birçok ABD başkanı değişmişti değişmesine fakat değişmeyen bir gerçeğimiz vardı ki asırlardır pansuman tutmayan yaramızdı. Değişen her Dracula, Müslüman kanı içmekten geri durmamıştı. Bütün bu gerçeklikler gün gibi ortadayken bu anlamsız tartışmalar da neyin nesi idi?

ABD seçimleri nihayete ermiş ve yeni Dracula ırkçı, İslam düşmanı, faşist Trump seçilmişti. Trump’ın yemin ettiği ilk gün milyonlarca Trump karşıtı Amerikalı sokaklara dökülmüş, şehirleri savaş alanına çevirmişlerdi. Trump karşıtı gösterilere ABD’nin ünlü sanatçıları da destek vermişti. Madonna Trump’a sinkaflı küfürler etmekten çekinmemiş, hızını alamayıp Beyaz Sarayı havaya uçurmak istediğini söylemişti.

Tüm bunlar yaşanırken Trump, işe ofisinde düzenlemeler yaparak başlamıştı. Meksika ile ABD arasına çekilecek olan duvarın izinlerini imzalarken çekilen fotoğrafta dikkat çeken bir ayrıntı vardı; eski İngiltere başbakanı Winston Churcill’in büstü.

Bu ayrıntı önemliydi. Ortadoğu’nun Dracula’sı, Afrikanın Dracula’sının büstünü başucuna koymuştu. ABD ve İngiltere bundan sonraki süreçte el ele verip İslam Dünyasına kan kusturacağının sinyallerini veriyordu. Küfür tek milletti ve bunun gereğini fazlasıyla yerine getiriyorlardı.

Trump, göreve başladıktan sonra Amerika’ya yapılacak ilk ziyaret için İngiltere Başbakanı Theresa May’e bir davet göndermişti. May, bu daveti büyük bir memnuniyetle kabul etmişti.

Ve ziyaret gerçekleşiyordu… May, Trump’a yeni görevinde başarılar dilerken, iki ülkenin işbirliğinin önemi vurgulanıyordu. Beyaz Saray’ın bahçesinde Trump ile May’in bir görüntüsü vardı. May ile Trump el ele tutuşmuş, etrafa gülücükler saçıyorlardı.

Evet, ABD ve İngiltere tek millet olmanın gerekliliklerini yerine getiriyor, el ele tutuşuyor, birlik oluyor ve İslam âleminin başına örecekleri çorapların planlarını sinsice tezgâhlıyorlardı. Bu tablo karşısında ister istemez insanın aklına İslam âleminin içinde bulunduğu durum geliyor. İşte tam bu noktada kahroldum. Küfür tek millet olmuşken İslam Dünyası bölük pörçük idi.

İslam Dünyası bölük pörçük idi; Suriye yanıyordu.

İslam Dünyası bölük pörçük idi; Irak yanıyordu.

İslam Dünyası bölük pörçük idi; Filistin yanıyordu.

İslam Dünyası bölük pörçük idi; Arakan yanıyordu.

İslam âlemi, vahdeti unutmuş, ümmet bilincinden uzaklaşmıştı. Bunun faturasını çok ağır ödedik, ödüyoruz ve eğer ibret alıp bir ümmet olamazsak ne yazık ki ödemeye devam edeceğiz.

May ile Trump’ın el ele tutuştuğu fotoğrafa bakıp bakıp iç geçiriyorum şimdi. Keşke kelimeleri dökülüyor dudaklarımdan.

Ah keşke Türkiye, İran, Mısır, Suud, Katar, Irak ve diğer İslam ülkeleri arlarındaki ihtilafları bir kenara bırakıp kelime-i tevhid etrafında tek ümmet olabilselerdi. Ümmet olup yaralarına pansuman yapabilseydi.

Bizler, tüm bunlara rağmen ümitvarız. Ümitvarız çünkü biliyor ve kalben inanıyoruz ki Allah, nurunu tamamlayacaktır.

Ümitvarız çünkü Üstadın da dediği gibi “Şu istikbal inkılabatı içerisinde en gür seda, İslam’ın sedası olacaktır.” Bu gür sedanın Ümmet bilinci ve vahdet şuuruyla ortaya çıkacağına inanıyor, hepinizi şanı yüce Allah’a emanet ediyorum.

Selam ve dua ile.

 

Hamdullah ER

[ Benzer Yazılar ]
[ Ne Demişler ? ]


Yazılarda Arama Yap !
Instagram'da takip et !
    Kalbe Sığdırılan Kainat
    Kalbe Sığdırılan Kainat
  • Gönüller Fatihi Büyük Üstad'a
  • Bekle Beni
Twitter'da Takip Edin !

  • Google Plus Profilim
    Tavsiye Bağlantılar